Toplumlar talip oldukları yaşam kalitesini, gençlerine verdikleri eğitimle inşa ederler.
Üniversitelere giriş sınavlarında sıfır alan gençlerin sayısı her yıl artıyor. Bunu tersine çevirmek zorundayız ama olmuyor. Çünkü Milli Eğitim Bakanlığımızın böyle bir derdi yok.
Varsa yoksa türban, imam hatip ve YÖK..
Başbakan dün Denizli'de "Biz partimizin programına din üzerinden siyaset yapılmayacağını ilke olarak koymuş bir partiyiz" diye övünüyordu. Ama özellikle son bir ayda bu ilkeye ters düşen müdahaleleri sınır aşan skandallara sebep olmadı mı?
Paris varoşlarını yakıp yıkan isyanın nedenleri arasında türban yasağının önemli yer tuttuğunu iddia eden ve utandırıcı biçimde yalanlanan kişi herhangi bir cemaat lideri değildi, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı idi.
Leylâ Şahin kararına "AİHM kararı bizi bağlamaz" diye karşı çıkması.. Türban konusundaki kararı "ulema"nın vermesi gerektiğini savunması..
Örnek aydın tavrı
Din sömürüsünden kaynaklanan sorunların tırmanış göstermesi yaygın bir tedirginlik sebebi oluyor. Çünkü bu çatışma ekonomik alanda yakalanan istikran bozmaktan başlayarak tüm yaşamı zehirleyebilir.
Biz, seksen yıllık cumhuriyet birikiminin böyle bir tehlikeyi önleyeceğine güveniyoruz. Yeter ki demokratik laik cumhuriyetin değerlerini çürütme çabalarını komşu bir ülkeden izliyor gibi davranmayalım.
YÖK bu konuda örnek bir aydın sorumluluğu davranışı ortaya koymuştur.
Hani bir profesör, rüyasında gördüğü şeyhinden aldığını söylediği direktifleri (İngilizce öğretmen adaylarını geçirin, doktorlardan mecburi hizmeti kaldırın) bir mektupla Başbakan Erdoğan'a bildirmiş, o mektup da "gereğinin yapılması için" Milli Eğitim Bakanlığı'na, oradan YÖK'e gönderilmişti...
YÖK yakışan cevabı Milli Eğitim Bakanlığı'na 17 Kasım'da verdi.
Tokat gibi cevap
YÖK Başkanı Prof. Teziç, dilekçenin devlet düzeninde uhrevî anlayışın hurafelere dayalı taleplerine resmiyet kazandırıcı nitelikte olduğunu belirttikten sonra şu uyanyı yaptı:
"Bu husus Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, devletin laik niteliğine yönelik eşi görülmemiş vahim bir durumdur. Bakanlığınızın kurulumuzdan işlem yapılmasını istediği konularda, devlet ciddiyeti ve sorumluluğu çerçevesinde duyarlılık göstermesini temenni ederim."
Evet, aydın sorumluluğu, yaşadığınız ülke insanlarına doğru şeyler yapmaları için örnek davranışlarda bulunmanın riskini göze almaktır.
Gerektiğinde bedel ödemeye hazır olmaktır.
AKP önderleri bu fren etkisine öfkelenecek yerde şükretmelidirler.
İktidarın kullanmayı pek sevdiği kaba güce karşı YÖK'ü korumak tüm aydınların, hatta onlardan fazla AKP dostlarının görevi olmalı.
Ulema dayağı
Toplumlar talip oldukları yaşam kalitesini, gençlerine verdikleri eğitimle inşa ederler. Üniversitelere giriş sınavlarında sıfır alan gençlerin sayısı her yıl artıyor. Bunu tersine çevirmek zorundayız ama olmuyor. Çünkü Milli Eğitim Bakanlığımızın böyle bir derdi yok
Haberin Devamı

