Ucuz kurtuluş

Haberin Devamı

Başbakan muhtemel bir kapatma kararını kurtuluş görüyor olabilir mi?
Olabilir, çünkü son seçimde halkın verdiği krediyi iktidar, ihtiraslarına yenik düşerek israf etmiştir. Ve kamuoyu araştırmaları, partinin büyük oy kaybı ile bedel ödemeye başladığını gösteriyor.
Birinci iktidar döneminde ekonomik istikrara, AB reformlarına önem veren, din ağırlıklı bir gizli gündem peşinde olduğu şüphelerini gidermek için çok dikkatli yürüyen AKP’ye ne oldu?
Geçen yıl Cumhurbaşkanı seçiminin tıkanması erken seçim gereği doğurunca iktidar, istikrar ilkelerini ihmal etmiş, bütçe açığı ve döviz açığı büyümüş, buna global krizin etkileri eklenmiş, yetmiyor gibi ülkenin psikolojik atmosferi, Başbakan’ın “velev ki” sözüyle başlattığı türban taarruzu yüzünden bozulmuştur.
Bütün bunlara iktidarın ordu, yargı ve üniversite ile çatışma içine girmesinin olumsuz etkileri de eklenince işler iyice terse dönmüştür.
İşsizlik önlenemediği gibi enflasyon hesabı da tutmuyor artık. Düşük kur, yüksek faiz ceremesine katlanmak kurtarmıyor durumu. Çünkü iktidar “Faiz dışı fazlayı indireceğim” dedi. “GAP’a para” dedi. “Belediyelere kaynak aktaracağım” dedi.
Devletin satacak malı kalmadığı gibi yabancı sermaye girişi konusunda da kötü sinyaller geliyor.
Önümüzde bir yerel seçim var. Ona bir ara seçim veya erken genel seçim eklenebilir.
Kapatma davasının karar süreci uzarsa, ekonomi AKP’ye sandıkta ağır bedel ödetebilir. Bu yıl yüzde 4 enflasyon hedeflenmişti, daha beşinci ayda 6,38’i buldu.
Memur, işçi ve emekliye hayalî enflasyona göre zam verilmiş, bu yığınlar azdırılan enflasyona kurban edilmiştir. Gıda torbaları ve kömür çuvalları ile çıkılan oy avcılığı eskisi kadar bereketli olmayabilir.
Ucuz kurtuluş, kapatma kararının bir an önce verilmesi ve ekonomi daha fazla bozulmadan seçime gidilmesidir.
Dışişleri Bakanı Babacan’ın Avrupa Parlamentosu’nda “Müslüman çoğunluk dini özgürlükler sorunu yaşıyor” demesi, Başbakan’ın da bu sözü tasdik etmesi başka türlü açıklanamaz.
Yüksek mahkeme tahrik edilmiştir!

*****


Şaka gibi

Bağımsız bir yargının ne büyük bir güvence ve zenginlik olduğunu bir kez daha gördük.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi’ne teşekkür borçluyuz.
Çünkü bu daire, Adalet Bakanlığı’nın başvurusu üzerine Jandarma’ya “sınırsız izleme” yetkisi veren kararı bozdu. Hem de oybirliği ile.
Bu karar Emniyet ve MİT’e verilen yetkilerin de hukuksuz olduğunun belgelenmesi anlamına geliyor.
Özel hayatın gizliliğini ve haberleşme özgürlüğünü kutsayan bu yargı kararı, bizi röntgenciliğe karşı koruyacak mı?

Ne yazık ki hayır!

Ulaştırma Bakanı Yıldırım mecliste “Konuştuğunuz müddetçe dinlenebilirsiniz. Bunun tek yolu konuşmamak” demiş.
İyi ki Çevre Bakanı değil, “Nefes aldığınız sürece kirli hava soluyabilirsiniz. Bunun tek yolu nefes almamak” diyebilirdi!
Şimdilik yargıtay kararı ile teselli arayacağız.
Ve iktidarsız siyasetçileri de değiştirmeye çalışacağız. Başka çıkış yok.

DİĞER YENİ YAZILAR