Uçmayalım!

Haberin Devamı

Kürt sorununa temelli çözüm için şanslı bir dönemin yakalandığına inanırsınız veya inanmazsınız.

İnanmıyor olsanız bile çözüme yönelik çabaları en azından engellememek sorumluluğu altındasınız.

Çünkü ülkeyi çeyrek yüzyıldır ateşler içinde nöbet geçiren bir hasta durumunda yaşatan bölücü terör illeti, iç ve dış şartlardaki değişimin etkisi altına girmiştir.

Devlet yetkilileri “artık bitmeli” diye irade beyan ederken, terör örgütü de barınacak ülke kalmıyor olmasından doğan riskleri giderecek, hatta telâfi edecek fırsatların heyecanını gizleyemiyor.

Evet bir şans doğmuştur ve ortak sorumluluğumuz bu şansı en akılcı biçimde değerlendirmektir.

İktidarın çözüm isteği, iyi bir hazırlığa dayanmıyor ne yazık ki. İçişleri Bakanı’nın Polis Akademisi’nde “ver gitsinci” gazetecilerle gerçekleştirdiği toplantı, mezarlıktan geçerken ıslık çalarak korkusunu yenmeye çalışan adamı hatırlatıyor.

İktidar, sorumluluğunu savunabileceği bir planı kamuoyunun önüne koyabilmelidir.

Aynı şekilde muhalefet de ileride “sabote etti” dedirtecek eylem ve söylemlerden sakınmalıdır.

Evet, iktidarın sadece kendine yakın gazetecileri toplayıp dinlemesi demokrasi özürlü bir tutumdur ama MHP lideri Bahçeli’nin bu toplantıya katılan gazetecileri “12 kötü adam” diye nitelemesi de o ölçüde iticidir.

Çözüm şansını kullanacaksak farklı düşüncede olan grupların dahi diyalog köprülerini havaya uçurmamaları gerekiyor.

Demokratik açılım önermelerinde terör elebaşı Öcalan’ı sollayanlar görülmektedir. Unutmamak lâzım ki halkın rızasını kazanmayan hiçbir hak verilemez.

Kültürel kimlik temelindeki demokratik haklar diye yola çıkanların etnik milliyetçiliğe hizmet eden talepleri, eğer hayalcilik değilse sabotajdır!

Amaç ne azınlık yaratmak ne de bölünmenin taşlarını döşemek olmalıdır.

“Açılım”ın bir an önce içi doldurulmalıdır.

Terör örgütünün silâh bırakarak dağıtılması şartına dayalı olmayan hiçbir temas ve diyalog kabul edilmemelidir.

Bölgede ayrı bir ulus oluşturmaya yönelik gizli veya açık tertipler sadece Türkiye Cumhuriyeti’ne değil, Kürt kökenli vatandaşlara da tuzaktır.

TÜRBAN HAREKATI

Meclisin yeni dönemdeki Başkanı, bugün rekor bir oyla seçilebilirdi.

Ama AKP bu fırsatı tepmiş, muhalefetin Köksal Toptan’a yönelik destek vaatlerine rağmen eski Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’i TBMM Başkanı yapma kararından vazgeçmemiştir.

Köksal Toptan makamın tarafsızlık şartını her yönüyle taşımaya özen gösteren bir başkan olmuştu. Mecliste AKP çoğunluğunun zorlamalarına getirdiği eleştiriler Toptan’a beslenen güveni artırırken bir yandan da partisinde kuyusunun kazılmasına sebep olmuş demek ki...

Üçte iki çoğunluk gerektiren turlarda muhalefetin desteğini alamayacağı için Şahin bugün seçilemeyecektir. Hedefine yarın varacaktır.

Ama sadece AKP çoğunluğunun oylarına dayanacağı için moral yönden eksikli olacaktır.

İktidar, “Kürt açılımı” başlığı altında muhalefetle güvene dayalı sıkı işbirliği içinde çalışmak zorunda olduğu bir döneme girilirken Köksal Toptan’ın vaat ettiği imkânları acaba neden feda etti?

Köksal Toptan devlet zirvesindeki Milli Görüş kökeninden gelmeyen tek siyasetçidir.

Şahin’in Meclis Başkanlığı ile beraber zirvede eşi türban takmayan siyasetçi kalmayacaktır.

İlişkilerin sertleşeceği bir yasama dönemine gireceğimiz anlaşılıyor...

DİĞER YENİ YAZILAR