Türkiye dün, bayramın ruhlara doldurduğu sevgi ve özgürlük duyguları ile uyandı.
Savaş bulutlarının kasveti belki siyasetçilerin, askerlerin ve çocukları askerde olanların yüreklerini etkilemiştir. Onun dışında herkes bayramın yüklediği ödevleri yerine getirmenin ve sonra da tatilin tadını çıkarmanın tatil telâşını yaşadı.
İslâm coğrafyasının Kurban Bayramı'na savaş tehdidi altına girmesi talihsizlik. Bunun son olmasını, bundan sonraki bayramların barış ve huzur içinde idrak edilmesini diliyoruz.
Türkiye İslâm dünyasının örnek alınan ülkesi. Bu özellik öncülük görevleri yüklüyor.
Kurban Bayramlarına özgü derbederlikleri ortadan kaldırmak da bu görevlerin arasındadır. Sağlık şartlarına ve hayvan haklarına uymayan kurban kesimlerinin dine uygun olduğu ve sevap sayılacağı savunulamaz.
AB bu alanda da çağdaş bir disiplinin yerleşmesini bizden talep ediyor.
Sokakta kurban kesenlere 1 milyar 135 milyon lira para cezası konuldu. Buna rağmen yasak kesimlerin önüne tam geçilemedi. Ve para cezası da pek uygulanmadı. Ne de olsa "korucular" da Müslüman..
Ama günahın tarifi zamanla ve eğitimle değişecek. Yavaş olsa bile değişiyor da.. Dünkü manzara, eski Kurbanlardan daha iyiydi.
On yıl önce Almanya'da bir siyasetçiye "Bizimkilere niçin istenmeyen yabancılar gözüyle bakıyorsunuz?" diye sormuştum. Cevabı hâlâ kulaklarımda:
"Bunun üç nedeni var: Pijama ile balkona çıkıyorsunuz, çocuklarınızı dövüyorsunuz, sokakta hayvan kesiyorsunuz.."
Bazı alışkanlıkların gelenek olmadığını, dinle de ilgili olmadığını anlamamız lâzım.
Daha güzel bayramlara..
Şehitlik kararı!
"Irak'ta ölen Türk askeri şehit olmaz.."
Diyanet İşleri Başkanı Yılmaz gerçekten bu sözü söyledi mi? Söylediyse haddini aşmıştır.
Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan'in dediği gibi "Bu, Tann'nın bileceği iştir, Diyanet karar veremez."
Aynca ülke menfaatini koruma görevine hayatını adamış insanlar bu uğurda öldükleri zaman şehit sayılırlar. Böyle biliriz, buna inanırız.
Savaş olursa Türk askeri Irak'a Müslümanları öldürmek için gitmeyecek, katliam tehlikesine karşı koruma görevi yapacak. Karşıda iki kez Müslüman komşularına saldıran, kendi vatandaşı olan 5 bin Kürt'ü zehirli gazla öldüren, cinayetten sabıkalı bir despot var.
Müslüman olması Saddam'ı bu sicilinden kurtarmadığı gibi, Mehmetçik'in yapacağı görevin kutsal niteliğini de değiştirmez.
Değişmesi gereken, bazı din adamlarına musallat olmuş dar görüştür.
Din adamlarının iktidarı ele geçirdikleri ülkeler niçin horlanıp dışlanıyor, niçin halkı mutsuz oluyor ve geri kalıyor? İşte size cevabı..
Üç kötü huyumuz
Türkiye dün, bayramın ruhlara doldurduğu sevgi ve özgürlük duyguları ile uyandı. Savaş bulutlarının kasveti belki siyasetçilerin, askerlerin ve çocukları askerde olanların yüreklerini etkilemiştir
Haberin Devamı

