Tuz da koktu!

Yolsuzluktan daha hızlı yayılan bir toplumsal hastalık yok dünyada.

Haberin Devamı

Yolsuzluktan daha hızlı yayılan bir toplumsal hastalık yok dünyada.

Kendi yaşam tecrübemizle biliyoruz.

Siyasetçilerin ve kamu görevlilerinin sık sık gazete manşetlerine çıkan yolsuzlukları başta öfke yaratıyor. Toplumsal tepki sonucu değiştirmeyince kabullenme ve yağmadan pay kapma süreci başlıyor.

Türkiye'de rezaletin son perdesini yaşadığımızı söyleyebiliriz.

VATAN'ın bugünkü manşeti, illetin en eğitimli toplum kesimlerini bile pençesine aldığını düşündüren yeni bir örnektir.

Eğitim eksiğini veya kalitesizliğini, karşılaştığımız olumsuzluklara "kaynak sorun" olarak görmek belki doğru ama eksik bir teşhistir.

Kamuoyunu bütün yıl meşgul eden Neşter davası sağlık alanında yaşanmış bir soygundur. Bu hastalığa doktorlar bile düşmüşse, tuz da kokmuş demektir!

Kötülere ödül..
Filozoflar insanın özünde "iyi" olduğunu söyler. Halil Cibran "kötü"yü "kendi susuzluğunda işkence çeken iyi" diye tarif ediyor.

Eğitim de, insanların kendi içlerindeki iyiyi ortaya çıkarıp ve geliştiren bir araç değil mi? Öyledir ama toplumsal hayatın bu öğretiyi desteklemesi koşulu ile.

Türkiye'de yıllarca iyi ve dürüst insanlar aptal yerine kondu. Kamu arazilerini işgal edenler, vergilerini ödemeyenler, kaçıranlar, suç işleyip hapse girenler sürekli aflarla ödüllendirildi.

"Devlet malı deniz, yemeyen domuz" lâfı boşuna çıkmadı.

Maddeci ruh hali toplumu öylesine esir aldı ki, üniversiteli gençler bile AB üyeliğinin Türkiye'ye ne kazandıracağını değil, cebine ne koyacağını merak ediyor.

Öncülük görevi
AB sayesinde Türkiye'nin paradan, puldan daha önemli bir şeyi, kaçırdığımız rönesans ve aydınlanmayı yakalama fırsatını elde edeceğini pek az insan görüyor.

AB üyesi olunca bu şikâyetlerimiz azalacaktır. Çünkü sorunları kaynağında çözen normlar bize de gelecektir. Ama 10-15 yıl daha beklemeli miyiz?

Türkiye bu ayıbı ve faturasını daha fazla taşıyamaz.

Dokunulmazlıkların kaldırılması ile ilgili taahhütlerini yerine getirmelerini Başbakan Erdoğan ve CHP lideri Baykal'dan ısrarla istememizin nedeni budur.

Türkiye'nin güçlü bir değiştirici etkiye ihtiyacı var.

Bunun öncülüğü de siyaset kurumuna düşüyor.

DİĞER YENİ YAZILAR