Düne kadar iktidarın olumsuz icraatları “hayırlara vesile olacak” yalanları ile örtüldü.
Haksızlık ve suç oluşturan günahlar, ihlâller, Türkiye’yi birinci sınıf demokrasi yapacak değişim yolculuğunun bedeli denilerek yüceltildi.
Ne zaman ki iktidar yandaşı yazar korosu içinde yer alan bir kadın sosyolog uyanıp aydın sorumluluğu ile görevini yaptı, tehlikeyi duyurdu, kıyamet koptu!
VATAN değerli bir tartışmaya sütunlarını açmıştır. İki uç bulunuyor ve bunlar salt masumlar ve günahkârlar olarak saflaşmış değiller.
Ortada bir yerde buluşmak şansı varsa bu fırsatı değerlendirmek gerekiyor.
İktidar ve yandaşlarının darbe korkusu hayatı kendilerine de, millete de zehir ediyor. “Askeri vesayet” diye tutturmalarının nedeni darbe heveslilerine Anayasa Mahkemesi’nin cesaret vereceği endişesidir.
Laikliğe karşı eylemlerin odağı olmaktan sabıkalanan AKP’nin bu kuruntuyu aşmasına herkesin yardımcı olması lâzım.
Genelkurmay Başkanı darbe fikrinin ve darbeci zihniyetin TSK içinde asla barınamayacağını defalarca tekrarlamıştır. Daha ne yapsın asker; Kur’an’a el basarak yemin mi etsin?
Bu yolun sonu yok...
AKP’ye güven duygusunu en kısa zamanda kazandırmak önem taşıyor. Aksi takdirde korktuğu herkese ve her şeye devlet gücünü de kötüye kullanarak saldıracaktır.
Bir azınlığı hariç tutarsak, kimse TSK içinde var olduğu iddia edilen cuntaların ortaya çıkarılmasına, askerlerin siyasal karar süreçlerindeki rolünün sınırlandırılmasına itiraz etmiyor.
Asıl korkutan sebep, iktidarın yanlışları ile bu sürece zarar vereceği ihtimalidir.
Başbakan’ın “silâhşor” gibi gördüğü türden yazarlar bu tehlikeyi önleyemez.
Telefonlar dinleniyor.
İdeolojik işgale programlanmış zihniyet işi Yargıtay’daki hâkim seçiminde kontenjan talep edecek sınıra götürüyor.
Siyasi hesaplar Ergenekon davasını AİHM’nin delik deşik edeceği belli olan hukuksuzluklar içine sürüklüyor.
Bağımsız medyayı hedef alan tertip ve tuzaklar ile zaptetme niyetleri ve hamleleri basın özgürlüğü alanını teröre devrediyor.
Türkiye’nin içine girdiği değişimin yol arızaları sayılarak hoşgörülebilir mi bütün bunlar?
Riski aşmanın yolu var
Bu ihlâller ülkeyi demokrasiye değil cehenneme götürür.
Tarihi vebali de kendilerine liberal aydın adını takan egoistlerin olur.
Aydın olmanın şartı, her türlü totaliter rejim çeşidinin muhalifi olmak ve bu erdemi yüksek sesle yaşamaktır.
Türkiye şu anda maalesef, baskıcı bir tek parti, tek adam rejimine doğru ilerliyor.
İktidar bu tehlikeyi görenlerin uyarılarını dinlemez. Çünkü onların değişime verdikleri desteğin şartı vardır: Demokrasiye demokrasiyi çiğneyen yol ve yöntemlerle gidilemez.
“Demokrasiye iyi gelecek zehir” halkına tuzak kuran yalancıların hilesidir.
Darbe kuruntularını körükleyen meslektaşlarımız, telefonları dinlemeye alınan 56 hâkim ve savcının tümünün “temiz” çıktığına dair haber üstünde düşünsünler.
Yasa, dinleme için “kuvvetli şüphe” şartı koşuyor.
56’da SIFIR hezimet değil midir?
Bu hezimet, değişim sürecini dinamitleyecek önemde bir riskin var olduğunu ve ortadan kaldırılması gerektiğini anlatmıyor mu?
Bu risk kuruntu mu, yoksa sivil dikta hedefine yönelik komplo mu?
Münazara takımları gibi tartışacak yerde sorulara aynı kaderin ortakları olarak cevap aramalıyız..
Türkiye nereye?
Haberin Devamı

