Türkiye köprüsü

Medeniyetler çatışması riskine karşı neredeyse "tek" denilebilecek güvence Türkiye'dir

Haberin Devamı

Medeniyetler çatışması riskine karşı neredeyse "tek" denilebilecek güvence Türkiye'dir.

Doğu'da, Bati'da saplantıları aklının önüne geçmemiş herkes görebiliyor bunu. Görmeyenleri de bu alanda çoğalan araştırmalar, raporlar, kitaplar uyandırmaya çalışıyor.

Tanınmış Ürdünlü gazeteci Fuad Hüseyin'in "El Kaide'nin İkinci Jenerasyonu" adlı kitabı, terör örgütünün 15 yıl sonunda nihai zafere ulaşmayı hayal eden master planının aşamalarını anlatıyor.

El Kaide'nin liderleriyle görüşen yazara göre Türkiye'nin laik-demokratik rejimi, örgütün 2007 yılından başlayarak saldırı hedefi olacaktır.

El Kaide Türkiye'de rejimin bu saldırılarla devrileceği hayalini kuruyor. Daha sonra Ürdün ve Suudi Arabistan'daki devrimler, halifeliğin kurulması ve bu otoritenin bayrağı altında "kâfirlere" topyekûn savaş!.

Dinimizi bir korku ve zulüm aracı haline getirenlerin, arkalarında büyük ordular oluşturması mümkün değildir. Ama bu hayale tutsak olmuş sapkınlığın yaratacağı intihar terörünün yeteri kadar büyük bir tehdit oluşturduğunu kabul etmek gerekiyor.

El Kaide'nin 2003 Kasımı'ndaki İstanbul saldırılarından sonra Fransız Liberation gazetesi şu teşhiste bulunmuştu:

"Laik geleneği, Avrupa'ya dönük yüzü, İsrail ilişkileri, topraklarındaki NATO üsleriyle Türkiye, Bin Ladin'in nefret ettiği tüm simgeleri barındırıyor. Saldıranların amaçları, İslâmla Batı arasındaki, dinler arasındaki Türkiye köprüsünü uçurmak!"

El Kaide'ye karşı Türkiye'yi ve değerlerini savunmak, bu meşum örgütün tehdidi altındaki İslâm alemini ve dinimizi de savunmak olacaktır.

Türkiye köprüsünün sağlam temellerini zayıflatacak yanlışlara, hilelere ve sömürülere karşı daha uyanık olmamız gerekecek..

Baykal'ın kâbusu..
Bir siyasi lider için en körü son, adının "yalancı "ya çıkmasıdır.

Deniz Baykal, şu anda böyle bir risk altında.
Şarkıcı Bülent Ersoy'la olan iş ilişkisini saklamak suretiyle sakınmaya çalıştığı zararın belki bin katini başına açmıştır.

İlk gün, avukatlık yaptiğı dönemin bir olayı deyip kabul etse, belki iddia küllenip gidecekti. Bunu yapmamış, Ersoy'la hiç yüzyüze gelmediğini, para konuşmadığını iddia etmiştir.

Dün Bülent Ersoy ekranlarda bağırıyordu:
"Hayatım boyunca hiç yalan söylemedim, hiç kıvırmadım!."

Bu sözlere parti lideri olarak muhatap duruma düşmek, bir siyasetçi için kâbus olmalı..

Baykal yazık ki bu krizi öngörememiş, Ersoy'un yer ve tanık göstererek tekrarladığı iddialar karşısında güven kaybına uğramıştır.

Siyasetin olmazsa olmaz kapitali dürüstlük ve sözüne inanılırlıktır.

Baykal, iddiaları çürütemediği takdirde siyasi ehliyetini kaybedecektir.

Halkın saygıya lâyık görüldüğü toplumlarda küçük yalanlar bile liderleri "özür dileyerek veda" etmeye zorluyor.

Baykal'ın böyle bir sona mahkûm olmamasını dileriz.

Ama gerçeği gizlemişse, sonucuna boyun eğmelidir!

DİĞER YENİ YAZILAR