AKP iktidarının siyaset anlayışı insan hafızasının unutkanlığına mı dayanıyor?
1 Mart tezkeresi krizi ardından Türk-Amerikan ilişkilerinin hızla kötüleştiği bir dönem yaşadık.
Başbakan'ın bu kontrolsuz gidişi önlemek amacıyla Washington'da bulunduğunu bütün dünya biliyor. Buna rağmen Erdoğan şunu diyebilmiştir:
"Kamuoylarında iki ülke ilişkilerinin geleceğine dair yapılmakta olan karamsar spekülasyonları anlamakta güçlük çektiğimi belirtmek istiyorum."
Başbakan bu kadarla kalmamış, ABD'nin Ortadoğu ve Avrasya politikalarına adeta koşulsuz destek taahhüdü içeren şeyler söylemiştir:
"Türkiye'nin ABD'nin vizyonunu ve stratejisini paylaşmasından ve desteklemesinden daha doğal bir şey olamaz."
Tayyip Erdoğan, görüşmeye en yakın iki çalışma arkadaşını (Gül ve Babacan) da götürürken, taahhüdünün bu defa daha güçlü olacağını mı anlatmak istemiştir?
Bizce iktidarın dış politika üslubu, bin yıllık devlet geleneğine yakışmıyor.
Başbakan altı ay önce ABD'nin Felluce'deki operasyonu nedeniyle söylediklerinin unutulduğunu sanmamalıdır.
Orada öldürülenlere şehit demiş ve tehdit kokan bir tepki koymuştu:
"Güçlerin egemenliği acımasız bir şekilde uygulamasını sürdürürken bunlar karşısında güçbirliği yapması gerekenler hâlâ birbirleriyle uğraşmaya devam ediyorlar. Temennim odur ki, Türkiye bu işin bayraktarlığını yapsın.."
Başbakan'ın Amerika'da söyledikleri pişmanlığın abartılı gösterisidir ve bize saygınlık kazandırmayacaktır.
Çünkü ABD yaşadığı tecrübeden sonra sözlere değil tutumlara bakacaktır.
AKP ile yaşadıkları iki buçuk yıl "Ilımlı İslâm Cumhuriyeti'ne yatırım yapmanın gerçekçi ve akılcı bir iş olmadığını onlara öğrettiyse, gezi amacına ulaşmış sayılır.
Türkiye Cumhuriyeti güvenilik bir müttefiktir. Ama onu bozmaya kalkışmazsan!
"Sezer'den sonra" korkusu
Başbakan'ın sorusu merakını değil tepkisini yansıtıyor elbet:
"Beşir Atalay'ın milletvekili ve devlet bakanı olmasında sakınca yok, milli eğitim bakanı olması nasıl sakıncalı oluyor?'
Biz söyleyelim: Kendisi Kırıkkale Üniversitesi'nin rektörü idi. Şeriatçı örgütlenmelere göz yumduğu iddiası da dahil 12 suçlamaya hedef olarak YÖK tarafından görevinden alınmıştı.
İsnatlar abartılı bile olsa böyle bir kişiye milli eğitim emanet edilemez.
Erdoğan, Çankaya'ya çıkması ihtimaline dayalı endişelere kızmasın.
Sebep işte bu: Sezer'in esirgediği değerler savunmasız kalacak korkusu o konuştukça artıyor!
Türkiye dersi
AKP iktidarının siyaset anlayışı insan hafızasının unutkanlığına mı dayanıyor?
Haberin Devamı

