Türkiye bu değil!

Özgürlükleri genişleten yeni TCK'ya zinanın suç olarak eklenmesi inadından Başbakan Erdoğan'ın vazgeçmesi AB sürecini kurtardı

Haberin Devamı

Özgürlükleri genişleten yeni TCK'ya zinanın suç olarak eklenmesi inadından Başbakan Erdoğan'ın vazgeçmesi AB sürecini kurtardı.

Bu önemli bir kazanım oldu ama korkularımızı haklı çıkaran ağır bir faturayı da beraberinde getirdi. O da büyük reformları gerçekleştirme başarısı ile takdir toplayan AKP iktidarının gerçek kimliği ve niyetleri konusunda beliren şüphedir.

Zina krizi Türkiye'deki siyasal ve toplumsal dengeleri algılama konusunda farklı değerlendirmelere ilham vermeye başlamıştır.

Fransa Başbakanı Raffarin, sorunların AKP hükümetinden değil Türk toplumundan geldiğini söylemişti. Ama geçen gün Fransız Liberasyon gazetesinde çıkan yorumunda Marc Semo, son krizde bunun "tam tersinin görüldüğünü" yazdı.

Marc Semo'ya göre zina krizi Türk sivil toplumunun bilinçli canlılığı ve "Cumhuriyet üst idaresinin kararlı duruşu" sayesinde aşılmıştır.

Marc Semo şunu yazıyor: "AKP muhafazakâr demokrat olduğu iddiasında. Ancak AKP'nin ve liderinin tümüyle genetik mutasyondan geçmiş olduğuna inanmaya çalışan pek çok kişinin içine artık bir kuşku düştü."

Ne diyor, ne yapıyor?
Bu kuşkuları önemsemek gerekiyor. Çünkü düne kadar AKP'nin değişimci ve reformcu görüntüsünü öven ve parlatan yabancı gözler bundan sonra açık aramaya ve niyet yargılamaya yönelecektir.

Nitekim Liberation'daki yorumda, milliyetçi sağ ve liberal kadroların da AKP'de buluşmasına rağmen asıl gücün Milli Görüş kökenli Erdoğan ve birkaç yöneticinin elinde toplandığı belirtilmiş, söylemini ve uygulamalarını değiştirse de Tayyip Erdoğan'ın bir zamanlar "Demokrasi amaç değil araçtır" diyen kişi olduğu hatırlatılmıştır.

Yazar, "Kurumsal anlamda liberal olsa da Erdoğan ve yakın çevresi, özellikle yaşam biçimleriyle ultra muhafazakâr bir tutum sergilemeye devam ediyor" diyor. İktidar gücünün getirdiği kibrin risklerine işaret ederek son noktayı şöyle koyuyor:

"Kalbiyle ve aklıyla Avrupalı olan Türkiye, AB'ye doğru yürüyor. Ancak AKP bu süreci hızlandırdığı gibi frenleyebilir de.."

İdeolojik rövanş gibi
Dileğimiz, iktidarın bu uyarılardan yararlanması, tabanındaki tutucu kesimin ideolojik hamlelerine cesaret vermemesi, alet olmamasıdır.

Meselâ dün gazetelerde yayınlanan bir haber şüphe kurdunu dürtecektir. Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali'nde muhafazakâr kesimin kafayı taktığı bir bikini reklâmı vardı ve o kaldırılmıştı. Şimdi o panoların yerine, hem de daha fazlasına, 92 noktaya eşarp reklâmı niyetine türban reklâmları asıldı.

Bunu iyi niyetle açıklama olanağı yoktur. Olay ideolojik bir rövanş alma kastıdır. "Parayı veren düdüğü çalar" gerekçesiyle izah edilebilir mi bu işgal? Hayır.. Siyasi gücün kötüye kullanılmasıdır.

Evine giden yabancılar, AB'ye girmek isteyen Türkiye'yi hep bu görüntü ile hatırlayacaklardır.

Türkiye bu değildir. Dayatma ülkeye de AKP'ye de zarar verecektir.

Diyanet İşleri Başkanı dün Kur'an tefsirini bu çağın gözü ile yenileyen bir çalışmanın tamamlandığını açıkladı. "Dini bilgilerin çağın gerçeklerine göre yorumlanması lâzım" dedi.

Değişimin ruhları kavraması lâzım. İnşallah okurlar!

DİĞER YENİ YAZILAR