Kaderimiz, en basit yükümlülükler karşısında bile felâkete uğramış insanların durumuna düşmek...
Yüksek Seçim Kurulu 29 Mart’ta sadece T.C. Kimlik Numarası bulunan bir belgeyle başvuranların oy kullanabileceklerini aylar önce açıklamıştı.
Belli ki çoğumuzun bir kulağından girip diğerinden çıkmış.
YSK’nın isteği ile radyo ve TV’lerin uyarıyı tekrar tekrar anons etmeye başlamasından sonra nüfus memurluklarında oluşan kalabalıklar bu gerçeği kanıtlıyor.
YSK kararına göre sandık kuruluna T. C. Kimlik Numarası taşıyan resmi bir belge göstermeyenler listede adları yazılı bile olsa oy kullanamayacaklar.
Deprem felâketini eğreti yapılar içinde tevekkülle bekleyen bir toplumun üyeleriyiz biz. Seçim için daha yüksek bir duyarlılık umamayız.
O nedenle YSK bu soruna mahkemeymiş gibi bakmamalıdır.
Kurulun görevi, seçmene vatandaşlık şuurunu ceza vererek kazandırmaktan daha önce geniş katılımlı, adil ve dürüst bir seçimin gerçekleşmesini sağlamak olmalıdır.
“Bugüne kadar T. C. Kimlik Numarası’nı kaç vatandaş aldı, kaçı almadı?”
İlgili genel müdürlüğün bir yetkilisi dün VATAN muhabirine şu cevabı verdi:
“Öyle bir istatistiğimiz yok!”
Böyle bir karanlıkta seçim olur mu?
Üç partinin temsilcileri yarın YSK’ya ortak bir öneri götürecekler:
1. T. C. Kimlik Numarası olmayan nüfus cüzdanları ile de oy kullanmak mümkün olsun;
2. Oyunu kullanan vatandaşların parmağını işaretleyen boya, son defa bu seçimde de uygulansın..
Halkı eğitmeyi görev sayanlara önerimiz, bu eğitimi seçim zemininde vermeye kalkmamalarıdır. Üç partinin mutabakatı olan önerilere YSK olumlu yaklaşmalıdır.
Hatta şu bile düşünülmeli:
Yaz saati uygulamasının ilk günü seçim gününe denk geliyor. Cumartesi gecesi saatlerini ileri almadan yatan ve bunu fark etmeden pazarı geçirenler oy vermeye gittiklerinde sandıkların kapanmış olduğunu görebilirler.
İleri saat uygulamasının cumartesi yerine pazar gecesi başlatılması bile düşünülmelidir..
İktidarın foyası!
İktidarın seçim meydanlarında inşa ettiği hayal ülkesi dün dümdüz oldu!
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) dün işsizlik rakamlarını açıkladı.
Tablo, dünyadaki kriz öncesi genleşmeyi kendi marifetiymiş gibi pazarlayarak halkı kandıran bir siyasi kadronun iflâsını yansıtıyor.
AKP burada, La Fontaine masalındaki çalışkan karıncayı değil zevzek ağustos böceğini temsil ediyor.
Her gün daha net anlaşılıyor ki, dünyadaki son 5 yılın imkânları basiretli bir siyasi kadro tarafından değerlendirilmiş olsaydı kriz Türkiye’ye bu kadar zarar vermeyecekti.
TÜİK’in verilerine göre aralık ayında işsiz sayısı 3 milyon 274 bine, işsiz oranı da yüzde 13,6’ya yükselmiştir.
Bunlar hileli rakamlardır. Çünkü işsizlik sosyal afet çizgisine dayanmıştır.
İş bulmaktan ümidini kesen insanlar rakama dahil edilmiyor. Oysa bunlar iş bulsa çalışacak..
İşsizlerin sayısını saptarken bunları hariç tutamazsınız. Hesaba dahil edince de işsizler 5.5 milyona, oran da yüzde 22’ye varıyor.
Başbakan “Bütün dünya krizde. Elle gelen düğün bayram” havası çalıyor ama bu hiç doğru değil. Çünkü krizin en ağır faturasını Türk halkı ödüyor.
Cumhuriyet tarihi böyle işsizlik görmedi.
Başbakan’ın meydanlarda çıkardığı uyduruk kavgalara kulak asmayın; uğradıkları bu hezimeti gözden kaçırmaya çalışıyor!
Türk olmak zor!
Haberin Devamı

