Türk Milletiyiz!

Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı, milli niteliği olmayan bir üst kimlik tanımıdır. Başbakan Erdoğan'ın Şemdinli konuşmasında "Türk" unsurunu Kürt, Laz, Çerkez gibi etnik anlamda alt kimlik sınıfına koyması, yatıştırıcı olma iyi niyeti ile görmezlikten gelinen bir taviz sayıldı başta

Haberin Devamı

Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı, milli niteliği olmayan bir üst kimlik tanımıdır.

Başbakan Erdoğan'ın Şemdinli konuşmasında "Türk" unsurunu Kürt, Laz, Çerkez gibi etnik anlamda alt kimlik sınıfına koyması, yatıştırıcı olma iyi niyeti ile görmezlikten gelinen bir taviz sayıldı başta.

Ama Başbakan ısrarlıydı, meclis grubu kürsüsünde aynı şeyleri tekrarladı:

"Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, 73 milyon için sigortadır. Bizi, Kürt'ü, Laz'ı, Çerkez'i, Türk'ü; doğulusu, batili, güneylisi, kuzeylisi ile, inananı, inanmayanı ile birleştiren bu üst kimliktir. Biz bir mozayiğiz; bu mozayiğin bütününü oluşturan farklı farklı unsurları vardır.."

Anayasamızdaki Türk vatandaşlığı tarifine bakınca Başbakan'in yaptığı açıklamanın ne kadar içi boş kaldığı görülüyor.

Anayasa'nın 66'ncı maddesi "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür" diyor. Yani Türklüğü, sosyolojik bir birlik, sosyal psikolojik bir varlık olan milletin adı olarak anıyor.

Evet buradaki Türk, etnik bir varlığın adı değil, önce milli mücadeleyi kazandıran, sonra cumhuriyeti kurup yücelten milletin adıdır. Yani asli üst kimlik odur.

Aksi, kuru kalabalık

Atatürk milliyetçiliğinin kan tahlili ile ve kafatası ölçmeyle uğraşan bir milliyetçilik olmadığını, herkesten önce bu ülkeyi yönetenlerin takdir etmesi gerekir.

Atatürk, Türklüğü ırk anlamında değil daha çok kültürel anlamda almış ve onu bu ülkede yaşayan herkes için övünç duyularak ulaşılabilen bir yakınlığa getirmiştir. "Ne mutlu Türküm diyene" sözü bunun ifadesidir.

Atatürk milliyetçiliğini, dünyadaki kötü örneklerine bakarak harcamak akıl kârı değildir. Bu ülke seksen yıldır hep bu bilincin ilham ettiği milli beraberlik duygusu ile eritti ırk, mezhep ve sınıf farklarını.

Anayasa'daki "Türk vatandaşlığı" ile Başbakan'ın ağzındaki "Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı" arasındaki fark, cumhuriyet devriminin eğitim birliği ilkesinde açılmış olan gediğin ürünüdür. İmam hatip eğitiminin verdiği zihinsel temel, ümmetin yerini alan millet fikrini kabullenemiyor.

Yetmiş iki milletin oluşturduğu ABD'de Amerikalılar bile ulus, ama biz değiliz!

Türk ulusunu bölerek kuru kalabalık haline getirmeyi demokratlık sayanlarımız var.

Milli kimlik olmazsa

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, cumhuriyeti kuran partinin lideri olarak dün gündem oluşturacak bir uyanda bulundu.

"Eğer hepimiz sadece alt kimlikler sahibiysek, milli kimliğimiz yoksa, o zaman çok uluslu bir toplumuz demektir. Bir tek milletten söz etmek imkânı yoktur. Türkiye, Başbakan düzeyinde bu bilinçsizliği devam ettirecek olursa, o güzelim Türkiyemizin Yugoslavyalaşma, Lübnanlaşma, Iraklaşma tehdidine maruz kalacağını herkesin görmesi gerekir."

Dileğimiz, tehlikeyi herkesten önce Başbakan Erdoğan'ın görmesi ve kişisel değişim programına bu önemli konuyu da eklemesidir.
"Mozaik" imizin bütünlüğünü koruyan gücün kaynağını keşfetmesidir. Ve şunu kendine sormasıdır:

"Lozan'ı azınlıklar konusunda yetersiz bulan AB Temsilcisi Kretschmer'i acaba ben mi azdırdım?"

DİĞER YENİ YAZILAR