Türk korkusu

Almanya'nın Ankara'deki Büyükelçisi Wolf Ruthard Born'un sözleri beni etkiledi. Türkiye'yi ziyaretinde Almanya Başbakanı Schröder, AB yolunda açık bir desteğin taahhüdünde bulundu

Haberin Devamı

Almanya'nın Ankara'deki Büyükelçisi Wolf Ruthard Born'un sözleri beni etkiledi. Türkiye'yi ziyaretinde Almanya Başbakanı Schröder, AB yolunda açık bir desteğin taahhüdünde bulundu.

Almanya "kalabalık, yoksul, Müslüman Türkiye" ile ilgili korkularını yenmiş miydi yoksa Schröder, Almanya'da yaklaşan seçimlerin kritik dengesini bozacak yarım milyon Türk seçmeni tavlamak için karşılıksız bir çek mi kesmişti?

Büyükelçi Born'un röportajı, bu bakımdan belirleyicidir. Çünkü o, kendi toplumunun Schröder tarafından seslendirilemeyen kuşkularını ve çekincelerini yeteri kadar açıklıkla ortaya koyuyor:

"Türkiye AB'ye aday ancak bir yandan da doğulu. Kültürü, müziği ve tarihi ile çekici bir ülke. Ancak aynı zamanda ürkütücü. Biz Batılıları biraz korkutuyor.."

Siyasetçiler de..

Türkiye Batılıları niye korkutsun; biz laik demokratik bir ülke miyiz? Büyükelçi oy peşinde bir siyasetçi değil, düşündüğünü söylüyor: "Hayır.. Türkiye 'Müslüman laik' bir ülke.. Devlet yapısı laik olabilir ama Müslüman bir ülke. Dinin mevcut durumda çok büyük etkisi var. Olmadığını kimse söyleyemez. İnsanlar hâlâ dini kurallara göre yaşamlarını belirliyor. Siyasetçiler de.."

Son sözlerin altı kırmızı ile çizilmeli. Belki bu dikkat "değiştik" diye gelip devleti değiştirme hayallerinden vazgeçmeyen; Protokol yemeklerinde yabancı konuklarla içki yerine su kadehi tokuşturan; Beyaz Saray'a giren türbanlı eşleri "yakında Çankaya'ya da" girileceği müjdesi olarak tabana duyuran;

.. ve "Cumhuriyet değerlerinin yerini Müslüman bir yapıya bırakması zamanının geldiğine" inanan zihniyeti devlet kadrolarına dolduran AKP iktidarının gözünü acar, aklını başına getirir..

İktidara uyarı..
Sessiz ve derinden de gitseler, siyasetçilerin eylemleri izleniyor, niyetleri deşifre ediliyor. İşin düşündürücü yanı ABD bu gidişe sempati besliyor. Çünkü laikliği sulandırılmış bir Türkiye, İslâm dünyasına ulaşmakta daha kabul edilebilir bir köprü olacaktır.

Türkiye'nin büyük hedefi, Büyük Ortadoğu Projesi'nin aktörü mü olmak mı, AB'nin üyesi olmak mı? Elbette ulusal tercih AB'dir. AKP iktidarı da ilk günden beri bu cabası ile övgüyü hak ediyor. Ama bir yandan da, terk ettiğini söylediği eski özlemlerinin anaforundan kendini kurtaramıyor.

Ve Avrupa'yı korkutuyor.

Yıl sonunda AB liderleri, Türkiye'ye müzakere tarihi vermek için, reform bilançosu çıkarmayacak, siyasi bir karar verecekler. Siyasi karar kanaatla verilir. Yani kova dolmuş mu diye bakılmaz, ateş yanmış mı, ona bakılır. AKP Alman büyükelçinin tercüman olduğu korkuyu ciddiye almalıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR