Türkiye'de çalışma çağına gelmiş nüfusun yarısı ya açık işsizdir ya gizli işsiz.
Ülkenin lise ve harta üniversite bitirmiş gençleri asgari ücretli bir iş bulmak hayali ile günlerini ve umutlarını tüketiyorlar.
Petrolümüz yok. Ama değerini takdir ederek koruduğumuz sürece Tanrı bu coğrafyaya petrolden daha değerli bir hazine vermiştir. O hazineyi paraya çevirecek alet turizmdir ve bu sektör Türkiye'nin geleceğidir.
Şu anda bile ülkenin istihdam yükünü turizm taşıyor, iki milyonun üstünde genç insan geçimini buradan sağlıyor. Bu faaliyet alanının geçen yılki rekoru aşarak bu yıl 17 milyar dolar döviz geliri getirmesi bekleniyor.
Karnımızı doyurduğumuz sofra, bizim kültürümüzde kutsaldır. Turizme zarar verenlerin yaptığı sofraya saygısızlıktır. Ekmeğini bu sektörden çıkaran insanların rızkına, geleceğini bu işten kazanacak gençlerin istikbaline ve umutlarına saldırıdır.
Önceki gün Alanya'da iki turistik otelin arasındaki plajda, su sporları araçlarını kiraya veren iki grubun rekabeti, küçük çaplı bir meydan savaşına sebep oldu.
Gece olsa silâh sesini duyan turistler "Milletvekilleri bir şey kutluyor galiba" der, korunurlardı. Ama sabah plaja inmişlerdi. Karşılıklı olarak tabanca ve bıçak çeken 20 haydudun ortasında kaldılar.
Türkiye'nin birkaç yıl içinde İspanya düzeyine gelmesinin önündeki tek engel bizleriz.
Bu cenneti dışarıya "plajlarında mafya savaşları" nın yaşandığı, denizlerinde kaçak tur teknelerinin battığı, insan hayatının ucuza gittiği bir cehennem olarak tanıtıyoruz. Ayıptır, günahtır..
Mükemmel oteller, tesisler ve bunların çevresinde orman kanunu.. Bu kadar büyük çelişki olur mu?
Sorduğunuz zaman "polis az, personel yetmiyor" cevabı alıyorsunuz.
Jet ski ve deniz paraşütü gibi araçları kiralayan, tekne turu düzenleyen şirketler bir otoriteye bağlı olsalar, mesela TURSAB'dan ruhsat almak yükümlülüğü altına sokulsalar bu yamyam düzeni önlenemez mi? Önlenir.
Bunun için polis mi lâzım?
İmam hatiple bozmuşlar
Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü, 233 ilköğretim okulunun müdürünü değiştirmiş.
Eğitim-Sen'in "Öğretim tarihinin en utanç verici ataması" dediği bu icraat gerçekten de ibret verici bir tablo ve zihniyet sergiliyor.
Çünkü müdür seçimleri 22 branşın öğretmenleri arasından yapılmıştır. Meselâ Türkçe'den 3, Fen Bilgisi'nden 7, Tarih'ten 9 öğretmen müdür olarak görevlendirilirken Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi'nden 20, imam hatip lisesinden 31 öğretmen okullara müdür olarak atanmıştır.
Eğitim-Sen'in tepkisine Milli Eğitim Müdürü Mehmet Özer'in cevabı, cüretini iktidardan alan bir meydan okumayı seslendiriyor:
"İstediği kişiyi atama yetkisine müdürlük sahiptir!"
Mesele o değil ki, bu yetkinin nasıl kullanıldığıdır..
Laik eğitime ne kadar anti-pati ile bakıldığıdır.
Turizm cinayeti
Türkiye'de çalışma çağına gelmiş nüfusun yarısı ya açık işsizdir ya gizli işsiz
Haberin Devamı

