Bakanlık koltuğunu bırakırken AKP'den de ayrılan Erkan Mumcu yakın tarihe ışık tutacak iddialarda bulundu.
Yasaklı olduğu için genel seçime giremeyen Tayyip Erdoğan'ın YÖK'ü kaldıracak yasa değişikliğinden vazgeçecekleri sözünü CHP'ye vermesi karşılığında ara seçimde milletvekili olarak başbakan koltuğuna oturduğunu öne sürdü.
Mumcu bu mutabakatı, ilkesiz siyaset kültürünün "kısa günün kârı"na odaklı alış verişi olarak tanımlıyor ve eleştiriyor.
Ama yeni siyasi yaşamı için kendine "sermaye" oluştururken hile sayılabilecek bir marifetini de itiraf ediyor.
Mumcu'ya göre türban sorunu "sadece YÖK'ün bir yönetmeliğinden" kaynaklanmaktadır. "Eğer YÖK'ü kaldırıp Yüksek Öğretim Eşgüdüm Kurulu'nu kurabilseydik o yönetmelik maddesi kendiliğinden düşecekti" diyor.
Cumhurbaşkanı bile bu oyunu sezmemiş.
"YÖK'ten vazgeç Başbakan ol" şartına Erdoğan o dönemde Milli Eğitim Bakanı olan Erkan Mumcu'nun vazgeç ısrarına rağmen bağlı kalmış. Kötü mü olmuş? Bizce Hayır..
Mumcu'nun dediği olsaydı hükümet istikrar şansını tehlikeye attığı gibi türban sorununu da çözemeyecekti.
Çünkü üniversitede türban yasağını destekleyen Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve AİHM kararları vardır ve bunlar bir yönetmelik maddesini düşürme hilesi ile ortadan kaldırılamaz.
Pazarlıkta demokrasi adına ve ülke zararına bir yanlış da yoktur. İktidarın dayandığı oyları AKP değil Tayyip Erdoğan almıştır.
Hoş CHP bu kolaylığı "Nasıl olsa başarısız olacaklar. Erdoğan'ı başa geçirelim ki bahaneleri kalmasın. Birlikte batsınlar" ümidi ile sağlamıştır ama bunun politik bakımdan yerilecek yanı yoktur.
Eğer Mumcu siyasi geleceğini "Keşke bu uzlaşma gerçekleşmeseydi" diyecek olanlara bağladıysa ona şimdiden geçmiş olsun!
Türban siyaseti yapan bu genç adamın partilerini dirilteceği hayalini kuranlar varsa, onlara da mübarek olsun!
Siz de işinizi yapın!
Gasp ve kapkaç suçları milli felaket olma yolunda katlana katlana büyüyor.
2004 yılında ülkede toplam 21 bin 792 gasp ve kapkaç suçu işlendi.
İstanbul adeta çetelere teslim olmuş durumda. Bu kentte iki yıl önceki suç rakamı 4 bin 809 idi. Geçen yıl neredeyse ikiye katlandı ve 8 bin 320'ye çıktı.
İç güvenlik siyaseti iflâs alarmı vermektedir. Ama siyasi sorumlular tehlike çanlarını duymuyor, enerjik tedbirler alamıyor.
Gasp suçlarının yoğunlaştığı bölgelerin kırmızı noktalarla işaretlendiği bir harita istanbul'u lekeli hummaya yakalanmış bir hasta gibi gösteriyor. Ve polis bu bölgeleri haydutlardan temizleyemiyor. Koca kent güvensizliğin verdiği tedirginliği yaşıyor.
"Bu gidişle asayiş, halkın siyasi tercihini belirleyen bir etken olacak" beklentisi neredeyse gerçekleşmiştir. "Sokakta Güven" sloganı ile kampanya başlatan DYP'nin polis kökenli lideri Mehmet Ağar güvenlik sorununu bir haftada çözebileceklerini iddia ediyor.
Abartılı da olsa bu iddiada gerçek payı vardır. Hırsız, uğursuz karşısında çaresiz kalmış bir iktidar olamaz.
TÜSİAD'ın polis şiddetiyle ilgili eleştirisine Başbakan "Herkes işini yapsın" diye cevap verdi.
Dediği doğru ama asayişi sağlamak kimin işi?
Türbanla dans
Bakanlık koltuğunu bırakırken AKP'den de ayrılan Erkan Mumcu yakın tarihe ışık tutacak iddialarda bulundu
Haberin Devamı

