Türban oyunu

Haberin Devamı

Üniversitelerimizde başörtüsü diye bir sorun kalmamış! YÖK Başkanı öyle diyor.

Prof. Yusuf Ziya Özcan, türban yasağının dayandığı mahkeme kararlarını yok sayarak yarattığı oldu bittiyi dün yeni güvencelerle donattı!

“Türbanla sınıfa alınmayan öğrencilerimiz bir dilekçe ile şikâyetlerini bildirsinler; biz gereğini yaparız” dedi.

Yasak kalktıktan sonra başı açık öğrenciler üzerinde “mahalle baskısı” oluşacağından korkuluyor ya, “Böyle bir şey asla olmaz, ben buna kefilim” diye konuştu.

Ancak diktatörlere yakışacak iddialardır bunlar.

Türban yasağının dayandığı çok sayıda yüksek mahkeme kararı ve o kararları onaylayan AİHM kararını yok saymak ağır bir suçtur.

Prof. Özcan’ın, türbanlı öğrenciyi derse sokmak için Anayasa emrini çiğnemeyi göze alması belki kişisel tercihi olabilir.

Ama orada bile durmayıp kanunsuz emrine riayet etmeyen rektörleri tehdit etmesi?.. İşte bunu kabullenmek mümkün değildir.

Bu zihniyet, yüz yıl önce devrini kapatan “kanun devleti” uygulamasına bile rahmet okutuyor.

Esrarengiz rol...

YÖK Başkanı, başı açık kızları hangi imkân ve yetkileri kullanarak mahalle baskısına karşı koruyacağını söylemek zorundadır. Madem ki “Buna kefilim” diyor güvencelerini açıklamalı ve toplumu rahatlatmalıdır.

Bu garantiyi vermesi, yasak kalktıktan sonra böyle bir baskının ortaya çıkabileceği konusunda doğan endişelere kendisinin de hak verdiğini gösteriyor.

Ama türbana özgürlük için mücadele eden gizli lobinin veya bir cemaat örgütlenmesinin sözü dinlenir bir büyüğü değilse, verdiği teminatın hiçbir değeri yoktur!

YÖK Başkanı konusunda asıl çözülmesi gereken bilmece, kendisinin bu meselede üstlendiği esrarengiz roldür.

Türbanın siyasi zeminde çözülmesi konusunda mutabakat oluşmuş görünüyor.

Başka türlüsü düşünülemez zaten. Nedenine gelince...

Türban tatlı rant

Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve AİHM kararlarından kaynaklı bir yasağı idari atraksiyonlarla aşmak mümkün olamaz.

Bu durumda meclisteki büyük çoğunluğun hukuki bir çözümde buluşması gerekiyor.

Ama ne tuhaf ki YÖK Başkanı hep birkaç adım ileride yürüyor ve hedefe giden yolda sık sık mayınlar patlatıyor.

Çözüme taraftar görünürken sabote etmenin tipik yöntemi değil mi bu?

Tayyip Erdoğan’ın Başbakan olduğu bir Türkiye’de YÖK Başkanı, siyasete bu kadar sık ve sert müdahale edemez.

İnsan ister istemez merak ediyor:

Yoksa kendisine verilen özel bir rolü mü oynuyor?

Siyasal İslâm’ın mağduriyet propagandası türban sorunu kalkınca köksüz kalacaktır.

AKP, seçime sekiz ay kalmışken bu etkili silâhtan vazgeçmemeye karar vermiş olabilir mi?

YÖK Başkanı’na gösterilen tahammül böyle bir ihtimali akla getiriyor!

DİĞER YENİ YAZILAR