Başbakan, eşinin GATA’ya kabul edilmediği tartışmalarına son noktayı koymalı artık.
Çünkü bundan sonraki zorlamalar istismara girecektir.
Genelkurmay Başkanı’nın özür yerine geçecek ifadeleri, bu olayın tekrar yaşanmayacağını garanti ediyor.
Emine Erdoğan’ın türbanı nedeniyle GATA’ya hasta ziyaretine gitmesinin engellenmesi konusunda Orgeneral Başbuğ’un yaptığı değerlendirme, istismar avcıları dışında herkesi tatmin edecek içeriktedir:
“Bu özel bir durum. Gerçekten insani boyut içeriyor. Keşke o olay yaşanmasaydı... İnsani boyuttan bakarsak bu olayı bugün savunmamız mümkün değil..”
Cumhurbaşkanı Gül de dün benzer bir değerlendirme yaptı. “Bu konular hep geçmişte kalmış konulardır. Bildiğim kadarıyla da şu anda herkese hastaneler zaten açıktır” dedi.
Din istismarından beslenen bazı çevreler ulaşılan aşamayı memnuniyetle karşılayacak yerde siyasi çatışmayı körükleyecek bir bahane olarak kullanıyorlar.
AKP’nin üst yönetimi de onlara ilham ve malzeme veriyor.
Başbakan Erdoğan dün partisinin kadın kolları toplantısında öfkeli suçlamalarla türban tartışmasına “gaz” vermiş, Başbakan Yardımcısı Arınç da Orgeneral Başbuğ’un açıklamasını alaycı bir ifadeyle tatmin edici bulmadığını anlatmaya çalışmıştır.
Neden böyle yapıyorlar?
Çünkü AKP’nin seçimde kullanacağı iki önemli savunma silâhını feda etmek istemiyorlar.
Belli ki darbe korkusu ve türban sömürüsü, iktidar partisinin “mağduriyet” inşa ederken kullanacağı iki ana malzeme olacaktır.
Eskisi kadar işe yarar mı?
Yaramayacaktır; çünkü seçimler yaklaştıkça işsizliğin ve yoksulluğun dayanılmaz acıları, yolsuzluk suçlamalarının zehir etkisini arttıracaktır.
Deniz Feneri dolandırıcılığı milletin vicdanını kanatıyor, iktidarın medyayı korkutarak susturması öfkeyi tahrik ediyor.
Dün muhalefetten yetim hakkı ile zenginleşen eş, dost, akraba imaları geldiği için Başbakan savunma yapmaya çalıştı ama inandırıcı olamadı.
Ona yolsuzluk soruluyor, o ekonomide ne başarılar elde etmişler, onu anlatıyor.
Yolsuzluk iddialarına verilecek en inandırıcı cevap, ilk iş olarak milletvekili dokunulmazlığını kaldırmaktır.
Yolsuzluklar, türbanın örteceği boyutları çoktan geçmiştir çünkü!
Önemli ilerleme
Laiklik ilkesinin Anayasa’ya girişinin dün yıldönümü idi.
Bu nedenle Başbakan Erdoğan imzasıyla bir açıklama yayınlandı.
Mesajda “Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizin birbirini tamamlayan temel niteliklerinden biri de laiklik ilkesidir” deniliyor.
Doğru ama eksik kalan bir tesbittir.
Çünkü laiklik ilkesi öteki ilkelerin de temelidir.
Laik rejime sahip olmayan Müslüman toplumların demokrasiye ve hukuk devletine de sahip olamamaları bu gerçeği öğretiyor.
Mesaj şöyle bir çağrı da yapıyor:
“Laikliği ayrıştırıcı değil birleştirici bir ilke olarak yaşatıp gelecek nesillere taşımak, bizi millet olarak bekleyen çok önemli bir sorumluluğumuzdur.”
Erdoğan’ın AKP’yi kurmadan önce “İnsan hem laik hem Müslüman olamaz” dediğini hatırlayacak olursak, böyle bir metnin altına imzasını koymasını ilerleme sayıp memnunlukla karşılamamız gerekir.
Ama insan hep daha iyisini istiyor.
Dileğim bu resmi beyanın, Başbakan’ın samimi inancı haline geldiğinden emin olduğumuz günü milletçe görmektir!
Türban örtmez!
Haberin Devamı

