Türkiye'nin geleceğini türban kavgalarına mahkûm edenlerin bence yatacak yeri yok..
Şu halimize bakar mısınız; AB'ye üyelik müzakerelerine başlayacağımız yılın içindeyiz ve gündemimiz türbana dolanmış haldedir.
Sanki gönüllü olarak tutsak düştüğümüz bir türban kapanı var.
Gönüllü diyorum çünkü siyasetin iktidar ve muhalefet kanatları bu çatışmadan yararlandıklarını, rakipten daha çok kazanç sağladıklarını düşünüyorlar.
Rekabetin türban üstünde keskinleşmesi, siyasete ülkenin gelişmesini hızlandıracak bir dinamik asla kazandıramaz.
Ama CHP bu sayede Adalet Bakanı Çiçek'in dediği gibi iktidara yönelik korku ve güvensizlik havası pompalıyor, AKP de "türban mağduriyeti" nin ticaretini yaparak çatlaklarını onaran yapıştırıcıyı üretiyor.
Çankaya kâbusu..
Başbakan Erdoğan dün CHP'yi cevapladı. Verdiği mesaj nettir: "Cumhurbaşkanı'nı bu parlamento seçecek!"
Yani erken seçim hayali kuranlara "avucunuzu yalayın" diyor. "Cumhurbaşkanı benim seçtiğim biri olacak" diyor.
İktidarın cevabına dün hemen hakaret tonunda bir tepki geldi CHP'den. Grup Başkanvekili Ali Topuz şöyle dedi:
"Şimdi bunların son bir hedefi kaldı; Cumhurbaşkanlığı koltuğuna kendileri gibi bir mollayı getirip oturtmak.. O koltuğa çağdaş, Atatürk'ün ortaya koyduğu doğrultuda düşünen, kafasının içi de dışı da öyle olan insanlar yakışır.."
Tartışmayı bu doz ve düzeyde sürdürmenin hangi meseleyi çözeceğini merak edenler yakın tarihe baksınlar.
Tayyip Erdoğan bağlamında eşi türbanlı bir Cumhurbaşkanı kâbusu üretmek, toplumsal uzlaşmaya dayalı bir çözümün anahtarı olmayacağına göre neye yarayacaktır?
Ya tahrik etkisiyle korkulan ihtimalin güçlenmesine veya "demokrasiye paydos" diyen bir yumruğun tepemize inmesine!
Rektör Bey dikkat
Herkesin dikkatli ve sorumlu davranması gerekiyor.
AKP liderliği, türban konusunda "zafer" olarak algılayacakları bir sonucun altından pişmanlığı işe yaramaz korkunç bir yenilgi çıkacağını bilmek zorundadır.
Cumhuriyetin laik karakterine neler borçluğu olduğunu takdir etmekte acz gösteren bir iktidar, bu gafletin yıkıntısı altından kalkamaz.
Hayatımızı türban geriliminden kurtarmak zorundayız. Bu mesele Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve AİHM kararlarıyla hukuk zemininde çözülmüştür ama Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde görüldüğü gibi, bu yetmiyor.
Yaşanan sorun hukuku aşıyor.
Başörtülü (türbanlı değil) bazı velilerin mezuniyet törenine sokulmaması, toplum vicdanını rahatsız etmiş, kamu alanında türban yasağını savunanlar bile tepki göstermişlerdir.
Üniversite kamu alanıdır ama mezuniyet töreninin yapıldığı yer kamu alanı olur mu? "Olur" diyen kendi kalesine gol atar!
Ya hep ya hiç inadına Türkiye'yi mahkûm etmeyelim.
Türban kapanı
Türkiye'nin geleceğini türban kavgalarına mahkûm edenlerin bence yatacak yeri yok..
Haberin Devamı

