Türban gölgesi

Kurtuluşu müjdeleyen büyük zaferin bugün 81'inci yıldönümünü kutluyoruz

Haberin Devamı

Kurtuluşu müjdeleyen büyük zaferin bugün 81'inci yıldönümünü kutluyoruz.

Türkiye'nin temeli sağlamdır.

Çünkü Cumhuriyet, askeri zafer üstünde kuruldu.

Atatürk "Ordumuz, Türk topraklarının ve Türkiye idrakini gerçekleştirmek için harcamakta olduğumuz çabaların, yenilmesi imkânsız teminatıdır" demişti.

Ama onun bağlı olduğu inançta ordu ulusla bütün oluşturan ve "milli iradenin emrinde" bir güçtür. O yüzden Kurtuluş Savaşı eleştiren ve denetleyen bir meclisin idaresinde yürütülmüştür.

30 Ağustos, salt askeri zafer değil, Türk Ulusu'nun ortak zaferidir.

Atatürk'ün altın değerinde bir uyarısı da şu: "Bir ordunun cevheri ne olursa olsun siyasete karışırsa, birlikte hareket ve savaşma yeteneğini kaybeder."

Asker ve siyaset
Cumhuriyetin temel devrimi laikliğe karşı olanlar askerleri siyasetin içinde gösteriyorlar. Ordu bu suçlamayı hak ediyor mu?

Hayır...

Asker, anayasal MGK zemininde ülkenin iç ve dış güvenliğini ilgilendiren siyasetlere her zaman katkıda bulunmuştur ama hiçbir zaman partiler arası rekabette taraf durumuna düşmemiştir. Güncel siyasete bu anlamda girmemeye özen göstermiştir.

Hassasiyeti, milli güvenlik için tehdit oluşturan etnik ve dinsel bölücülükle sınırlı kalmıştır.

Bu hassasiyet, siyasi iktidarın şikâyet edeceği bir durum olamaz. Çünkü Anayasa seçilmiş meclise ve onun içinden çıkan hükümete de Cumhuriyet değerlerini koruma görevi veriyor.

Yani türbanı dayatmak amacına dönük niyet ve eylemler, askere değil anayasa ve yasalar temelinde oluşmuş yargı kararlarına tavır sayılır.

Bu kararlar türbanı dinsel ve ideolojik bir simge sayıyor ve kamu alanında kullanılmasını kabul etmiyor.

Tedbir ve tepki
Genelkurmay'ın 30 Ağustos resepsiyonunda bir türban oldu bittisi ile karşılaşmamak için almadığı tedbir, muhatapları için inciticidir.

Belli ki askerler, türban konusundaki kararlılıklarını belli etmek için bu sakıncayı göze almışlar.

Şimdi iktidar temsilcilerinin önemli bir kesimi, tepkilerini davete gitmeyerek gösterecekler.

Türkiye AB üyeliğinin koşullarını yerine getirerek müzakere vizesi alacağı tarihi bekliyor, çağdaş demokratik bir bütünün parçası olmaya hazırlanıyor, fakat ulusal bir günün coşkusunu bir arada paylaşamıyor.

Bu ayıbı taşımamalıyız.

Cumhuriyetin, kadını hayatın her alanına dahil eden büyük kazanımını israf etmek dinin emri olamaz.

İdeolojik bir inadı din olarak algılayan yanılgıyı yenmeliyiz.

Böyle bir idrak, yalnız AKP'nin değil Türkiye'nin de önünü açacaktır.

Türban artık çözülmelidir.

DİĞER YENİ YAZILAR