Türban boykotları

Cumhuriyetin 80'inci yılında türban yüzünden bölünmek ne kadar kötü bir kader? Bu yılın 23 Nisan Bayramı resepsiyonu, yeni bir türban oldu bittisi yaratılacağı korkusu yüzünden boykota uğramıştı

Haberin Devamı

Cumhuriyetin 80'inci yılında türban yüzünden bölünmek ne kadar kötü bir kader?

Bu yılın 23 Nisan Bayramı resepsiyonu, yeni bir türban oldu bittisi yaratılacağı korkusu yüzünden boykota uğramıştı.

Yeni yasama yılının açılışı nedeniyle mecliste verilen davete de türban gerginliği damgasını vurdu.

Şimdi AKP milletvekilleri, Cumhurbaşkanı'nın yaptığı bir hatayı, mağdur rolünün türban kavgasına ileri mevziler kazandıracağı düşüncesiyle kullanmaya hazırlanıyorlar.

Çankaya'daki 29 Ekim resepsiyonuna, eşleri türban takmadığı bilinen bir kaçı hariç tüm AKP milletvekilleri eşsiz çağrıldı.

Dün AKP Milletvekili Mehmet Yılmazcan (Eşi Adalet Bakanlığı'nda üst düzey bürokrat ve türban takmıyor) davetiyesini, eşi çağırılmadığı için geri gönderdi.

İktidarın yarınki davette varlığı, sembolik bir temsil düzeyinde kalacak görünüyor.

Bu tablo, Cumhuriyet'in 80'inci yılda mahkûm edildiği başarısızlığın azap verici bir yansımasıdır.

Başbakan Recep Erdoğan sürekli "mukaddes değerler üzerinden siyaset yapmayacaklarını" söylüyor. Türban çatışmasının ön safında yer almamak suretiyle bu söylemlerine inandırıcılık da kazandırmaya çalışıyor.

Ama son davetiye krizinde pozisyonunu değiştirmiş ve "Arkadaşlarıma illâ ki gidin diyemem" demiştir. Bu tavır, türban kavgasını siyasetin merkezine taşımak için fırsat kollayanlara cesaret vermiştir.

İktidarın bir tercih yapması gerekiyor:

Ulusal ve uluslararası yargı kuruluşlarının türban hakkında verdikleri karara saygı mı duyacaklar, yoksa siyasi istikran ve AB'ye giriş sürecini olumsuz etkilemek pahasına tartışmaya mı açacaklar?

İkinci yol, asla göze alınmaması gereken bir maceradır.

Bu kavgayı, siyasal İslamcılarla laikler arasındaki bir çatışmanın malzemesi olmaktan kurtarmanın çaresi bulunmalıdır.

Türban din otoritelerinin ve din bilginlerinin arasında tartışıldığı takdirde, akla ve cağa uygun bir çözümün bulunması şansı yakalanacaktır.

Diyanetten sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın ve yeni Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu'nun yaklaşımlan bunun umudunu vermektedir.

Türbanı, siyaset için kullananların ellerinden kurtarmak, çözümün yolunu açabilir.

Görünen köy
Pazar gecesi spor programlarında pek çok yorumcu aynı şeyi söyledi.

Fenerbahçe Stadı'nda seyirciler bir bez afiş asmışlardı: "Temiz bir lig istiyoruz.."

Hakem o afişi kaldırtmadan maçı başlatmadı. Bir çok yorumcu bu alınganlığın sebebini anlayamadıklarını söylediler.

Ben bunun sebebini, bilinen bir fıkrayı hatırlatarak açıklayayım..

Komünist rejim döneminde "Kahrolsun diktatörlük" diyen birini Gizli Polis sorguluyor-muş. Sanık "Ben bizim yöneticilerimizi kastetmedim" diyecek olmuş.

Sorguyu yapan şef "Yalan söyleme aşağılık herif" diye diklenmiş...

"25 yıllık polisim. Ben kahrolası diktatörlük kimdir, nerededir bilmem mi!"

DİĞER YENİ YAZILAR