Tren kaçmasın

Siyasetin Irak savaşına yaklaşımı küçük hesaplara tutsak tipik bir Şark kaypaklığı yansıtıyor.

Haberin Devamı

Siyasetin Irak savaşına yaklaşımı küçük hesaplara tutsak tipik bir Şark kaypaklığı yansıtıyor.
Unutmamak lâzım:
Risk almadan galiplerin masasına oturmak imkânı yoktur.
Önüne büyük hedefler ve iddialar koymuş olan Türkiye'yi hâlâ Osmanlı'nın felâketi ile sonuçlanmış Birinci Dünya Savaşı'nın kompleksleri mi yönlendirecek?
Bütün dünya savaşın kaçınılmaz bir biçimde yaklaştığını görüyor.
Türkiye'de de karar verme ehliyetine sahip çevreler, savaşın dışında kalmakla uğrayacağımız kayıpların, girmekle göze alacağımız bedelin kat kat üstünde olacağını kabul ediyorlar.
Ama kimse düşündüğünü açıkça söyleyemiyor. Ağızlarda gevelenen şudur:
"Türkiye mümkünse hiçbir şey vermesin ama Irak'ın geleceğini şekillendirecek olan masada yer alsın, Kuzey Irak'ta boşluk yaratılmasına izin vermesin, Musul ve Kerkük petrolünden payını alsın.."
Böyle bir ayrıcalık, gerçekleşme imkânı olmayan bir rüyadır.

Pazarlık zamanı
Amerika ile pazarlık için değerlendireceğimiz zamanı gevezelikle israf etmeyelim.
Körfez Harekâtı'nda zararımız büyük oldu. Tam destekle koalisyonda yer almadığımız için Arap fonlarından karşılanan savaş tazminatından pay alamadık.
Belli ki ABD bu defa faturayı Irak'a ödetecek. Savaştan sonra on yıl sürmesi planlanan bir Amerikalı general kontrolundaki Irak devletinin anlamı bizce budur.
Galiplere savaş tazminatı Kerkük ve Musul petrolünden ödenecektir.
Türkiye'nin kararsızlığından doğacak zaman kaybı, bizim adımıza adil bir pazarlığın kotarılması amacına zarar verirse bu büyük vebal olmaz mı?

Üç vazgeçilmez
Türkiye, Kuzey Irak'ta terör üreten tehlikeli oluşumlara müdahale hakkını kaybetmemelidir.
Savaş sonunda bölünmüş bir Irak oldu-bittisi ile karşılaşmamalıdır.
Savaşın getireceği ekonomik kayıpların tazminini isteme imkânından vazgeçmemelidir.
Evet, savaş olsun istemiyoruz.. Savaş konusundaki kararlılığı görerek Saddam'ın pes etmesi veya Irak'ın kendi dinamikleri ile Sad-dam'dan kurtulması için dua edelim..
Fakat ulusal çıkarlarımız için galipler masasına oturma hakkını bize kazandıracak tarihi kararı vermekte de gecikmeyelim.
"İyi ama Saddam elindeki kimyasal ve biyolojik kitle imha silâhlarını ya bize karşı da kullanırsa?"
Böyle bir ihtimal vardır. Ama bu, savaştan uzak durmanın değil, tersine tam olarak girmenin sebebidir.

DİĞER YENİ YAZILAR