Tramvaydan inme vakti geldi mi?

Haberin Devamı

Doğan Yayın Holding’e 3 milyar 755 milyon liralık yeni bir vergi cezası kesildi!

Daha önceki iki büyük ceza tebligatı ardından gelen bu sonuncu ceza bir rekor teşkil ediyor.

AKP’nin yedi yıllık iktidarı döneminde hiçbir ticari kuruluşa bu çapta bir acımasızlık reva görülmemiştir.

Peki bu düşmanca tavır ne tür bir hınçtan kaynaklanıyor?

Çünkü idarenin suç isnat etmek için zorlama bir yorum yaptığı ilk bakışta belli olmaktadır. Nitekim bu benzersiz ceza tatbikatı, görüşüne başvurduğumuz bağımsız vergi uzmanlarının neredeyse tümü tarafından “gayrıciddi bir yorum ve uygulama” diye nitelendi.

Haberin ayrıntısını okuyan herkesin kolaylıkla anlayabileceği gibi olay “Suyumu bulandırdın” diyen kurt hikâyesindeki durumla benzerlik taşıyor.

Kuzunun “Ben derenin aşağısındayım senin suyunu kirletemem” sözleri işe yaramayacaktır. Kurt kuzuyu yemeye karar vermiş bir kere!

AB bile biliyor artık

AKP liderinin yıllar önce sarfettiği demokrasiyi tramvaya benzeten talihsiz bir sözü vardır. Umarız iktidar, tramvaydan inme vaktinin geldiğine karar vermiş değildir.

Haberi okuduğunuzda göreceğiniz gibi kesilen cezanın mantığı ve adaleti yoktur. Kazanç getirici herhangi bir işlem olmamış ki vergi doğsun.

Yasaların tanıdığı istisnaları geçersiz kılmak amacıyla yapılan zorlama yorumlar herhalde yasal süreç içinde ortaya çıkacak cezanın hangi kasta hizmet ettiği gizlenemez bir açıklığa kavuşacaktır.

Böyle bir sonun iktidara ve ülkeye itibar getirmeyeceğini unutmamak lâzım!

Doğan grubuna bağlı gazete ve televizyonların bağımsız yayın politikaları, iktidarın uzun zamandan beri hedef tahtasındadır.

Bu durum artık yabancılar için bile sır olmaktan çıkmıştır. AB’nin ilerleme raporunda, basın özgürlüğünü kısıtlayan uygulamaların sürmesinin eleştiri konusu yapılacağını biliyoruz.

“Vergi konusunda işletmelerle kamu otoritesi arasında ihtilaf olabileceği ancak bunun basın özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik kullanılmaması gerektiği” uyarısına muhatap olmak, bırakın AKP’yi herhangi bir T. C. Hükümeti için de kabul edilemez, küçültücü bir durumdur.

Özeleştiri yapabilse...

Dayandığı ekonomik gücün büyüklüğü medyanın bağımsızlığını ve özgürlüğünü güvence altına alıyor.

Ama bu garantiyi ancak hukukun ve ahlâkın geçerli olduğu bir çağdaş iklim verebilir. Biz o demokrasi ülkesinden epey uzaklaştık!

Bağımsız basını çökertmek için onun ekonomik gücünü zayıflatacak darbeler vurulması aklını verenler yıkım danışmanı olarak belki işlerinin ehli sayılabilirler ama iktidara saygınlık ve başarı kazandıramaz. Sadece ilerde yaşanacak büyük pişmanlıkların ayıplarını üretirler.

Türkiye bir hukuk devletidir. Her şeye rağmen adalet hükmünü icra edecek basın özgürlüğünün boğazlanması yoluyla demokrasiye yönelen tehdit püskürtülecektir.

Başbakan Erdoğan Türkiye’nin AB’ye girememesi ihtimaline dayalı korkuları gidermek için bir zamanlar “Kopenhag kriterlerinin yerine Ankara kriterlerini koyar yolumuza devam ederiz” demişti.

Keşke bir özeleştiri yapsa da verdiği o sözün ne kadar uzağına düştüğünü görüp rotasını düzeltse...

DİĞER YENİ YAZILAR