Türkân Saylan’ın evi önünde toplananlar “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye kalplerinden bağırıyorlardı dün.
Bu övgü hiç bu kadar yerini bulmamıştır.
Toplumsal vicdanın zavallı sahillerini yeni bir Ergenekon dalgası dövdü.
Bu kez hedef çağdaş yaşamdı, çağdaş yaşamı destekleyen örgütler ve önderlerdi. Rektörler, bilim insanları, imkânları elvermeyen çocukları okutmak için çırpınan gönüllüler...
Ama biri vardı ki, ona reva görülen muamele, erdemli insanların kalplerinde ve özgür vicdanlarda isyan duygusu yaratmıştır.
Prof. Dr. Türkân Saylan, cami duvarı etkisi yapacaktır. Bu soruşturmada bir yanlışlık bir haksızlık, hatta bir kasıt varsa, Türkân Saylan’a tosladığı için çarpılacaktır!
O ki cüzzamla savaşı kazanmış bir kahraman ve ödüllerle taçlanmayı eğitim alanındaki yaratıcı çabaları ile hak eden bir liderken saygı yerine ceza görmüştür.
Evi ve çağdaş eğitime destek veren örgütünün şubeleri basılmış, aranmış, idealine gönüllü omuz veren arkadaşlarından birçoğu polis tarafından toplanıp götürülmüştür.
Seçilmiş hedef...
Ergenekon’un dünkü operasyonu çağdaş yaşamı destekleyenlere karşı yapıldı.
Çağdaş yaşamı desteklemeyenler de bayram etti.
Çünkü arama sırasında 36 bin kız çocuğuna ve 29 bin üniversite öğrencisine eğitim bursu veren derneğin bilgisayar diskleri götürülmüştü.
Kanser tedavisi gören Prof. Saylan canıyla uğraşıyor ama dün “Bu diskleri aldıkları için korkarım ki çocukların paralarını gönderemeyeceğiz” diye üzülüyordu.
Tek teselli, halk artık uyumuyor.
Hatta tepki vermeyi öğrendi; VATAN’ın internet sitesinden işte size bir örnek:
“Trilyonları götüren hasta (Erbakan) canlandı, İran’a gitti, memleket sevdalıları hasta yatağında rahatsız ediliyor.. Siz hiç tarikat yurtlarının, tarikat şeyhlerinin arandığını gördünüz mü?”
Anlaşılacağı gibi toplumun her geçen gün genişleyen bir kesimi Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın da dahil bulunduğu gözaltıların “seçilmiş hedef” olduklarına inanmaktadır.
Birinci iddianamenin dayandığı bilgiler Tuncay Güney’e işkence altında söyletilen ifadelere dayanıyor; bu MİT’in uyarısı ile ortaya çıktı.
Ama soruşturma savcılarının yaklaşımları değişmedi, değişmiyor:
Önce suçla, sonra kanıt ara...
Korkuyla terbiye
Şu çelişkiye bakın ki, yapacağı konuşmada “darbelere karşıyız” diyeceği önceden öğrenildiği için Prof. Saylan İzmir mitinginde kürsüye çıkamamıştır.
Buna rağmen o, 29 Nisan’da Çağlayan mitinginde inandığı şeyi yine söylemiştir:
“Çözümün darbeler olmadığını yaşayarak, kurbanlar vererek öğrendik!”
Hedef olduğu suçlamalar ve bu baskınlar şimdi nasıl izah edilecektir?
Çok yazık ki zaten kimsenin bir şey izah ettiği yok! Muhalefet iktidarın halkı terörize ettiğini söylüyor, buna rağmen iktidardan en küçük bir ses çıkmıyor.
Hiçbir demokratik yönetim böyle bir ortamda toplumu korku ve merak içinde bırakmaz. Bırakıyorsa korkuların üremesinden çıkar umuyordur.
Nitekim hedef alınan kişi ve kurumların ortak özelliği Atatürkçü olmalarıdır.
Cumhuriyet değerlerini ve çağdaş yaşamı destekliyor olmalarıdır.
Prof. Türkân Saylan hamlesinin geri tepmesi bu hengâmenin getirdiği tek ama çok önemli bir kazançtır:
Çünkü bu insafsız hamle, AKP karşısındaki güçlere birleşmeleri gerektiğini öğretmiştir.
İktidarın yanlışları dağınık muhalefet üstünde tutkal etkisi yapacaktır.
Toplan borusu!
Haberin Devamı

