Başbakan isim vermeden suçlama alışkanlığında ısrar ederek tüm medyayı karalamaya devam ediyor.
Eleştiriler, çağrılar hiçbir işe yaramıyor.
İçindeki çürükleri ifşa ederek temizliğe ve ahlâka hizmet edecek yerde tüm medyayı töhmet altında bırakmak, haksızlık ve ayıp değil mi?
Yanlış bir defa yapılır. Israr edilirse bunda kasıt arama hakkı doğar.
Başbakan'ın şu tespitine itirazımız yok:
"Türkiye'deki yapıdır.. İktidarı köşeye sıkıştırırsın, siyasetçinin açığı varsa 'Ne istiyorsun' der. Karşısındaki de 'Şunu istiyorum' der ve iş biter!"
Tayyip Erdoğan bu ahlâksızlık bitsin istiyor mu, istemiyor mu? Bitirmek elinde ama galiba bitirmek istemiyor.
Hürriyet'ten Altaylı'nın "Size medya gruplarından kendi menfaatleri doğrultusunda baskı ya da talep geldi mi?" sorusuna cevabı şu:
"Geldi tabii ki.. Geliş şekilleri de çok enteresan. Çok doğal bir randevu ile geliyorlar ama arkasında her türlü plan var. Kimi zaman yatırım projesi, kimi zaman ihale, kimi zaman da doğrudan kredi istiyorlar. İsim vermem ama bana böyle gelen tonlarla adam var."
İşte böyle.. Başbakan bunları dinliyor, sonra "tonlarla adam" diye tanımladığı tonlarla çamuru bütün medyaya sıvıyor.
- Açıklayın artık bu isimleri..
- Merak etmeyin, günü geldiğinde onları birer birer açıklayacağım!
VATAN ve onun gibi kendinden emin medya kuruluşlarının artık Başbakan'in bilinçli bir rehin politikası izlediğinden şüphe etme hakları doğmuştur.
Ne demek günü geldiğinde?. Ahlâksızlık saklanmaz. Saklayanı da kirletir çünkü.
Siyasi güç sahipleri, ahlâk dışı iş yapanlan ya derhal rezil ederler veya "açıklarım ha" şantajı ile rehin alarak kullanmaya çalışırlar.
Başbakan, sahip olmakla övündüğü erdemlerine bizi inandırmak istiyorsa rehin politikasından vazgeçmelidir.
Hicran ve sağduyu
23 Nisan yaklaşıyor ya, Meclis Başkanı Arınç'ın türban aşkı yine depreşti.
VATAN'a verdiği mülakatta, türbanın kendisi için bir "hicran" yani unutulmaz acı, iç acısı olduğunu söylüyor.
Acısına saygı göstersek bile "Başörtüsüyle üniversiteye devam etmek suç değil" iddiası kabul edilemez. Çünkü türban yasağı hakkında Anayasa Mahkemesi'nin, Yargıtay ve Danıştay'ın kararları vardır. Türban yasağının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine uygunluğunu AİHM defalarca onaylamıştır.
Şimdi bazı gençler türbanlarıyla üniversitelerin kapılarını zorlamaya kalkarlarsa doğacak karışıklığın ve bundan zarar görecek insanların vebali kime ait olacak?
Arınç'a oturduğu koltuğun tarafsızlığına ve ağırlığına sahip olmak için partisinin lideri Erdoğan'ın çağrısına uymasını öneririz:
"Ben iktidara gelir gelmez bu sorunu çözeceğiz sözü vermedim. Bunun hep toplumsal mutabakatla çözüleceğini söyledim.
Acele eden ecele gider. Bu konulara takılıp kalmayın!"
Tonla çamur!
Başbakan isim vermeden suçlama alışkanlığında ısrar ederek tüm medyayı karalamaya devam ediyor.
Haberin Devamı

