Suikastın önceden haber alındığı halde önlenemediğine dayalı iddialar gitgide kuvvet kazanıyor.
İddiaların doğru çıkması halinde Hrant Dink cinayetinin sebep olduğu acıyı, kızgınlıkla katmerlenmiş olarak yeniden yaşayacağız.
Kamuoyundan bir şeyler saklandığına dair şüpheler, “Büyük Abi” diye tanıtılan üniversite öğrencisi Erhan Tuncel’in yakalandığı günden beri kafaları meşgul ediyordu.
Tetikçi Ogün ile azmettirici Yasin Hayal’den ayrı tutulan Erhan Tuncel polise de, savcıya da konuşmamış, susma hakkını kullanmıştı.
“Büyük Abi” Tuncel’in özel durumuna yönelik merakı Başbakan Erdoğan’ın üç gün önce yaptığı açıklama tahrik etti. Trabzon Valisi ile Emniyet Müdürü’nün görevlerinden alınması ile ilgili değerlendirmesinde Başbakan şöyle dedi:
“Mülkiye müfettişlerinin yapmakta oldukları çalışmanın yürümesi lâzım. Onun için bu adım atılmıştır. Ve bu adım daha farklı yerlere de sıçrayabilir.”
Kaç koltuk daha devrilecek, kaç kişi yerinden olacak?
Bu mülkiye müfettişlerince yapılan araştırmanın sonucuna bağlıdır.
Anlatıldığına göre Trabzon’da McDonald’s bombalandıktan sonra Yasin Hayal ile beraber Tuncel de yakalanmış, Emniyet Müdürü kentteki aşırı gruplar hakkında bilgi toplayan gönüllü ajan olmaya Erhan Tuncel’i ikna etmiştir.
Ciddiyet kazanan iddia, Erhan Tuncel’in tetikçi Ogün ile onu azmettiren Yasin Hayal’in “Büyük Abi”leri olmadığı, onların Hrant Dink’i öldürmek üzere harekete geçtiklerini ihbar eden bir “polis ajanı” olduğudur.
Şimdi şu sorunun cevabı aranıyor: İhbar hangi kademeye kadar ulaştı? İhbarı ciddiye almamak bir ihmal mi, yoksa takdir hatası mı?
Cevaplarını merakla bekliyoruz.
Gelişmiş demokrasilerde hükümet devirecek böylesi bir gafı, iki memuru merkeze alarak atlatacağını kimse zannetmesin!
Merak bu ya!
Cumhuriyet tarihinde herhalde hiçbir mağdur grubu hakları için İmar Bankası bonozedeleri kadar acı çekmemiştir.
Mevduat sigortasındaki sınırı kaldırarak bankada batmış trilyonluk hesapları devlet kesesinden ödeyen iktidar, bugüne kadar esrarı çözülemeyen bir çelişki ile bu bankanın dolandırdığı tasarruf sahiplerine karşı hasmane bir tavır takındı.
Evet bu bankanın Hazine kâğıdı satma yetkisi yoktu ama devletin gözü önünde yıllarca sattı.
Çoğu emekli ikramiyelerini değerlendirirken kazaya uğrayan 22 bin dolayında aile, sağlıklarını kaybederek verdikleri hukuk savaşını kazanmaya başladılar. Son olarak bir bonozedenin hakkını teslim eden mahkeme kararına BDDK ile SPK’nın yaptığı itirazı Danıştay 13 Dairesi’nin reddetmesi, taşıdığı “örnek karar” niteliği ile sonucu ilân ediyor.
Hükümet paraları ödemek için nihayet bir kararname hazırlamaya başlamış.
Çektirdikleri “gâvur eziyeti”nin sebebini de açıklarlarsa iyi olur!

