Tırpan tehdidi!

Haberin Devamı

Meclis’te yaşanan yemin krizi sürdürülmesi imkânsız, utanç verici bir yarışa dönüştü.

Öyle bir gidiş ki, hangi taraf kazansa elde edeceği şey bir Pirus zaferidir!

Pirus, kazananın da her şeyini kaybettiği bir savaşın adıdır.

CHP liderliği yemin boykotuna karar verirken hesap hatası yaptı.

İktidar partisinin seçimde kazandığı başarıyı riske sokmak istemeyeceğini düşünerek oyun kurdu, rest çekti.

Ve çok geçmeden Tayyip Erdoğan faktörünü ihmal etmenin pişmanlığına düştü.

Çünkü uzlaşmaya razı olacağını bekledikleri Başbakan, hakaret içeren bir tahriki göze alarak krizi tırmandırmıştır.

“Gerekirse sonuna kadar yemin etmeyeceğiz” diyen CHP önderleri için “Tükürdüklerini yalayacaklar” demiştir.

Orada da durmamış, dün Meclis Başkanı seçimi ardından yaptığı açıklamada, krizi kıyamete dönüştürecek bir gidişin çanlarını çalmıştır.

Dediği şu: “Yemin edilmediği sürece devamsızlık söz konusu.”

Ne anlama geldiği belli:

Yemin etmeyenler yok sayılırlar. Bir ayda beş birleşime katılmayan milletvekileri düşürülebiliyor. Bunu sağlayacak oy çokluğu Meclis’te mevcut.

Yolun sonu, CHP’nin 135 milletvekili çıkardığı 48 ilde ara seçime gitmektir. Ara seçimde CHP en iyimser tahminle kaybettiği milletvekili sayısının yarısını geri alabilir.

İktidar partisi “milli iradeye karşı böylesine vahşi bir tırpanlama” eylemini göze alabilir mi?

Soruya cevap ararken Tayyip Erdoğan faktörünü unutmamak lâzım.

Yemin krizi dün karanlık bir yokuşa sararken TBMM Başkanlığı için yapılabilecek en isabetli seçim gerçekleşti.

Siyaset dünyamızın az sayıdaki devlet adamlarından biridir Cemil Çiçek ve yeni görevinin kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmek için tarihi bir sınav verecektir.

Birikimi, ikna yeteneği ve sabrı sayesinde bugünden başlayarak çözüme doğru ilerlemeler görebiliriz.

Ona Erdoğan’ın da elinden gelen yardımı yapacağını beklemek hayal kurmak değildir.

Muhalefet partilerinin güvenini kazanmış bir Meclis Başkanı’nın yeni anayasa hazırlığına çoğulcu bir katılım sağlamakta önemi büyük olur.

Cemil Çiçek’in ihtiyacı olan krediyi Başbakan’ın ondan esirgememesini dileriz.

*****


Kirlenen futbol

Bir toplumun temiz mi, kirlenmiş mi olduğunu anlamak için sporuna bakmalı.

Kirlenme varsa temizliğe de oradan başlamak lâzım!

Çünkü sportmenlik sağlam bir bedenden daha önce ruh temizliği, ahlâk sağlamlığıdır.

Türkiye iki gündür şike rezaletleri ile çalkalanıyor. Soruşturma bağlamında duyulanlar korkunçtur. Başbakan Yardımcısı Arınç’ın “Arama ve gözaltına alma kararları, kapsamlı inceleme yapıldığını gösteriyor” sözleri, suçlamaların ciddi kanıtlarla desteklendiğini düşündürüyor.

Futbol dünyasının aktörleri, iddialar karşısında şaşkınlık göstermediler. Çünkü şike bizdeki spor dünyasının ayrılmaz parçası olagelmiştir.

Son olayın ülkeyi ayağa kaldırması, şikenin geçen yıl yasa çerçevesine alınmasından ve ceza yaptırımlarına tabi tutulmasındandır.

Şimdi mesele şu: Daha önceki şikecilerin kılına dokunmazken şimdikilerin hayatını söndürmek adil bir yaklaşım olur mu?

Öte yandan da sporu zehirleyen şikeye “ibreti âlem” olacak cezaları vermeye şimdi değilse ne zaman başlayacağız?

Yargı bu dengeyi kurar umarız.

Ama şundan emin olabilmeliyiz:

Sporun ruhuna ihanet edenler artık bu kadar korkusuz olmamalı!

DİĞER YENİ YAZILAR