Komşu bir ülkenin toprağı, size yönelik düşmanlığın güven içinde barındığı bir yer olabilir mi?
Olmaması gerekir.
Ama yıllar yılı Suriye, ardından da Kuzey Irak’taki Bölgesel Kürt Yönetimi bu kuralı çiğnedi. Topraklarını Türkiye’ye karşı terör yoluyla yürütülen kalleş bir savaşın üssü olarak kullandılar.
Türkiye zengin bir ülke olmadığı halde NATO’nun ikinci büyük ordusunu niçin besliyor?
Böyle bir hakarete uğramamak, terör örgütünün oyuncağı olmamak, güven içinde yaşamak için...
Bölücü lobinin uyutmaları nedeniyle Türk halkı uzun süre terörü olağan bir siyaset aracı gibi algıladı.
Bir ay arayla askerlerimize kurulan iki pusuda uğradığımız katliam boyutlu kayıplar gözümüzü açmamıza yardım etmiştir.
Birkaç gündür PKK’nın Kandil merkezi ile sınırın içinde ve dışında kalan kampları yoğun hava ve topçu bombardımanına tabi tutuluyor.
Ama korkarız önceki tecrübelerimiz tekrarlanacak, doğru dürüst bir sonuç elde edilemeyecektir.
Hava yetmez, yerden de...
Terör örgütü için Kuzey Irak cephe gerisidir.
O bölgeyi cephe haline getirmeyi başaramazsak elde edeceğimiz sonucun, kızgınlığını tabakları kırarak, camı çerçeveyi indirerek gideren bir insanın tatmininden öteye geçmeyeceğini bilmemiz lâzım.
Irak’ın kuzeyi PKK için güvenli bir bölge olarak kaldıkça terör örgütünü durdurmak, hele ona zarar vermek mümkün olamaz.
Yani Kuzey Irak’a yönelik bu başlangıcın mutlaka “kara harekâtı” ile geliştirilmesi lâzım!
Milli Güvenlik Kurulu toplantısında bu konunun tartışıldığı ve gerekli hazırlıkların tamamlanmasının ardından nihai kararın verileceğine ilişkin haberler medyada yer aldı.
Yurtta alan hakimiyetini sağlamak ve komşudaki güvenli bölgeyi tehlikeli hale getirmek, terör örgütünü kırsalda yenmenin ilk şartı ise hiç vakit kaybetmemek gerekiyor.
PKK bu kadar rahat hareket edememeli. Çare, konvansiyonel birlikleri, komandoyu ve özel harekâtı eşgüdüm içinde kullanmaktır.
Terör örgütünün çatışma iradesi üstünde en derin olumsuz etkiyi komandolar ve özel harekât birlikleri yaratmaktadır. Profesyonel timleri yeter sayıya çıkarmak ve bunu bir an önce yapmak büyük önem taşıyor.
Özel kuvvetler artmalı...
Dağa gönderilen PKK’lılara şöyle dendiği söyleniyor:
“Karşında sürekli şarjör boşaltan birisi varsa o piyade askeridir. Tek tek mermi adan biri varsa o komandodur. Çok dikkat etmelisin.. Karşı tarafta birisi var ve sana hiç ateş etmiyor ise bil ki karşında bir özel kuvvet elemanı vardır. Ve bu, öldüğün anlamına gelir!”
BDP Meclis Grup Başkanı Demirtaş, AKP’nin elinde bir çözüm politikası bulunmamasının, çözüm yolundaki en büyük engel olduğunu öne sürdü.
Sonra da hükümetin kendilerini muhatap yerine koymamasından şikâyet etti.
İkisi de doğru olabilir ama “ölümleri ancak karşılıklı olarak elleri tetikten çekmenin durduracağını” söylemesi, haklılığını alıp götürmüş, onu haksız konuma düşürmüştür.
Terörist ile devlet gücünü eşit taraflar olarak görmek bizdeki deva bulmaz hastalıktır.
Terörle müzakere pozisyonundan nihayet terörle mücadele konumuna geçmiş ve bir politika bulmuş görünen AKP iktidarı eğer tekrar yalpalamazsa Türkiye esaslı bir şans kazanacak demektir.
PKK tehdidini azaltan her hamle Türkiye’yi barışa biraz daha yaklaştıracaktır.
Terörün gölgesi kalkmadan olmaz
Haberin Devamı

