Terörle savaş günah değil..

Haberin Devamı

Başbakan’ın terörle ilgili son açıklaması, bir yürek yangınının insana düşünmeden söylettiği sözlerdir.

Bölücü canilerin pusuya düşürdüğü üç vatan evlâdının toprağa verildiği günde Başbakan oruçtan çıkmış ve kürsüde konuşuyor:

“Şu mübarek Ramazan ayında yavrularımız şehit ediliyor ve yavrularımızı şehit eden bu bölücü terör örgütüne karşı bizler şu anda bu mübarek ay vesilesiyle sabırla devam ediyoruz.. Bıçak kemiğe dayanmıştır diyorum ve bu ülkede bölücü terör örgütüyle arasına mesafe koymayanlar da bu suça iştirak ediyorlar ve bedelini ödemeye mahkûm olacaklardır.”

Başbakan, yakın geleceğe dönük bir taahhüt altına giriyor:

“Ramazan’a hürmeten biz şu anda sabrediyoruz ama Ramazan’ın bitiminden sonra bilesiniz ki bu ülkede barışın milâdı çok daha farklı olacak!”

Devlet adına konuşanlar en iyisi terör örgütünün adını bile ağızlarına almamalıdır.

Hele tehdit hiç!

Kanunsuzluk ve ihanet karşısında devlet bağırmaz, tedbir alır, tehdidi ortadan kaldırır.

Güvenlik güçlerini harekete geçiren şey kanunsuzluktur; onun Ramazan’da veya başka bir zamanda yapılması değil.

Ne çabuk unuttuk?

Ramazan’da savaşmak günah değil.. Günah olan haksız savaştır. Halkına hakkını aramak için özgürlük tanıyan devlete isyan etmek günahtır.

Eğer Başbakan, polis özel timlerinin Ramazan’dan sonra devreye gireceğine beslediği güven duygusu ile böyle konuştuysa gerçekçi olmayan bir beklenti yaratacağını bilmelidir.

Başbakan’ın sözünü ettiği milâdı Türkiye 2000’e girerken yaratmıştı.

TSK’nın “terörle savaşa karşı zafer kazanmış tek düzenli ordu” diye göklere çıkarıldığı günleri ne çabuk unuttuk?

O başarı terör bölgesindeki alan hâkimiyetinin sağlanması sayesinde elde edilmişti.

Polis timleri nokta hedefleri vurmakta etkilidir. Yani Polisi devreye sokarken askeri çekmemek gerekiyor. On yıl önceki başarılı tecrübenin temelinde bu vardı..

Devletin farklı güvenlik güçleri özelliklerine uygun biçimde ve işbirliği içinde bir arada kullanılmalıdır.

Ramazan ayı, merhameti olmayan bir düşmana karşı devleti ve masum toplumu çaresizliğe mahkûm etmez.

Hedef Kuzey Irak!

Terör örgütü yol kesip kaymakam bile kaçırıyor.

Karakollara çok yakın yerlerde mayın tuzakları kurabiliyor.

Asker adeta bilinçli olarak kışlalarına çekilmiş, mecbur kalmadıkça dışarı çıkmıyor.

Fakat öte yanda terör uzmanları, alan hâkimiyetini örgütten geri almadıkça terör sorununun asla çözülemeyeceğini bıkmadan tekrarlıyorlar.

Kuzey Irak merkezli olarak Türkiye’ye karşı yıllardan beri ilân edilmemiş bir kalleş savaş sürüp geliyor.

Yine uzmanlar terör örgütünün Kuzey Irak’ı güvenli bölge, cephe gerisi olarak kullandığından yola çıkarak “Bu avantajı elinden alamadığımız takdirde PKK’ya karşı 2000 yılındaki duruma geri dönemeyiz“ diyorlar.

Anlaşılacağı gibi PKK’yı Kuzey Irak’tan çıkarmak, çıkmaya mecbur etmek, seçeneği olmayan tek çaredir.

“Amerika izin vermez“ diyenlere “İran’a neden sesini çıkaramıyor?” diye sormak lâzım.

Terör tehdidi altında yaşamaya katlanmak Amerika ile dost ve müttefik olmanın şartı olamaz. Olmamalı!..

DİĞER YENİ YAZILAR