Kürt hareketinin kendi sorunları var. Devlet ve siyaset, Kürt gruplar arasındaki rekabete karışmamalıdır.
Karışacaksa da meşru zeminde siyaset yapanları terör örgütüne tercih etmelidir.
Ruşen Çakır dün, son zamanlarda BDP’nin gölgesinde kalan PKK’nın kendini hatırlatmak istediği için Başbakan’ın konvoyuna saldırdığını yazıyordu.
Ankara’daki siyaset yapıcıların 36 gün sonraki seçimi değil, otuz yıl sonrasının Türkiye’sini düşünerek hareket etmesi lâzım.
Öyle olsaydı Kürt hareketinin legal temsilcisi BDP, meclise temsilci gönderebilmek için bin çeşit zorluğa mahkûm edilmezdi.
Seçim barajı makul sınıra çekilir, hükümet muhatap ararken bu partiyi karşısına alırdı.
Oysa ne yapılmıştır?
Parlamento zemininde diyalog kurmanın olanakları yaratılacak yerde, oluşturulan bir heyet, sözde devlet adına İmralı’daki mahkûma müzakereye gönderilmiştir.
AKP bu taktiğin, müzakerede verilecek bazı sözlerin doğuracağı sorumluluklara karşı kendisini koruyacağını mı sanmıştır?
Hükümetten bağımsız devlet olmayacağına göre bu tiyatroyu düzenleyenler sadece kendilerini kandırmışlardır!
Çünkü bu taktik, kitlenin gözünde Öcalan’ın gücünü ve cesaretini artırmıştır.
Geçen çarşamba günü avukatlarına “haftalık olağan emirname”sini yazdıran terörist başı, bir yerde hükümetten hesap soruyor:
“Biz heyetle görüşmelere başlarken ‘ölümler, tutuklanmalar olmayacak’ diye anlaşmıştık. Ölüm de olmayacak, operasyonlar, tutuklanmalar da olmayacaktı. (Buna karşılık) Taş da atılmayacaktı. Bunlara uyulmadı. Hükümet bunun açıklamasını yapmak zorundadır!”
Terörle müzakere yapılamayacağı kuralı kendisini burada doğruluyor.
Teröre elini veren kolunu kurtaramaz. Nitekim Öcalan nisandaki tehdidini tekrarlıyor:
“15 Haziran son tarihtir. Ya anlamlı bir müzakere dönemi başlar ya da büyük bir savaş başlar, kıyamet kopar!”
Tahmin edilebileceği gibi, devlet adına müzakere yürüttüğüne inanılan heyetin sözleri senet gibi “öde bakalım” diye seçimden sonra iktidarın önüne konulacaktır.
AKP Kürt gerçeğine sırtını dönemeyeceğine göre, muhatap rolüne BDP’yi getirmekte acele davranmalıdır.
Çünkü terör örgütünden ve terör şantajından kurtarılmadıkça bu davanın çözülmesine imkân yoktur.
PKK ile BDP’yi bir görmek teröre destektir!
Kavga zamanı değil!
CHP’nin İstanbul’daki birçok ilçe örgütlerinde kızılca kıyamet yaşandığına dair haberler geliyor.
Bu haberler, 12 Haziran’ın bir “kader seçimi” olacağı konusunda ortaya atılan iddialara hak veren insanlar üstünde büyük endişe yaratıyor.
Görevden alınan yönetimler, istifa eden ilçe başkanları ve tabii bu müdahaleleri zorunlu kılan aymazlıklar, sorumsuzluklar.
Sebep ne? Paylaşılamayan nedir?
Sebep eskiler-yeniler ayrışması.
Paylaşılamayan da siyasi güç...
Oysa yeni Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun işbaşına gelmesinden sonra AKP örgütü ile yarışacak canlılıkta bir CHP takımının oluşacağına dair hayaller kurulmuştu.
Ama bugün durum hiç iç açıcı değildir CHP bakımından.
AKP’nin sandık sorumluları, seçmenleri evlerinde en az iki kez ziyaret ettikleri halde CHP’deki eşitleri, ister istemez kavga seyrediyorlar.
CHP’ye oy verecek olanlar dua etsin ki sandık başındaki parti görevlileri bu itiş kakışın dışında kalsınlar ve seçimin namusunu korusunlar!
Terörle savaş böyle yapılmaz
Haberin Devamı

