Devletle PKK arasındaki müzakereler bayağı mesafe katetmişken Oslo zabıtları bu süreci tuz buz etti.
Öcalan’ın bu durumdan hoşnut olmadığı biliniyor. Anlaşılıyor ki iktidar da memnun olmamış...
Başbakan Erdoğan’ın Pakistan’da yaptığı açıklama müzakere sürecini yeniden ayağa kaldırma çabasıdır.
Fark, devletin bu defa PKK’yı değil BDP’yi muhatap almak istediğini belli etmesidir.
Başbakan “Terör örgütü silâh bırakmadıkça müzakere olmaz” diyor ama bu şart çok da gerçekçi görünmüyor.
BDP Milletvekili Sakık dün açıkça söyledi:
“Silâh bırakmak iki şartla olur. Birincisi yenilirler; ki PKK yenilmiş değildir. İkincisi ise silâhlı mücadelenin hedeflerinde gerçekleşme sağlanır; ki onun da uzağındayız.”
Müzakere iklimini geri getirmek iki tarafın da isteği olduğuna göre PKK silâh bırakmaya razı olmasa bile eylemsizliğe, yani bir tür ateşkese razı edilebilir.
Çözümün yolunu bu da tam açmıyor.
Bu noktada CHP lideri Kılıçdaroğlu’na kulak vermek yerinde olabilir.
Çünkü terör sorununun çözümü AKP ile BDP arasındaki diyalogdan daha geniş bir diyalog ve uzlaşmaya ihtiyaç gösteriyor.
CHP bu “bir numaralı milli mesele” için tüm partilerin katılacağı bir işbirliği zemini kurup işletmek çağrısında bulundu.
CHP’nin önerdiği şey, değişik kesimlerden “âkil adamlar”ın da katıldıkları bir karma parlamento komisyonudur.
Kılıçdaroğlu toplumsal uzlaşmayı temsil etmeyen hiçbir inisiyatifin başarılı olmayacağını söylerken haklı görünüyor.
Terörle mücadelede yeni bir dönemin açılacağı belli.. Yeni Anayasa yapma süreci terör sorununa çözüm arayışlarının hem sebebi hem sonucu olacaktır.
Başbakan BDP’yi muhatap alacaklarını açıklayarak doğru bir tercih yapmıştır. Ama bu doğru adım, CHP ile MHP’nin arayışlara samimi olarak ortak edilmesi ile tamamına erdirilmelidir.
Terör konusu küçük siyasi hesaplardan ayak oyunlarından ne kadar uzak tutulursa bu milli meseleyi çözme şansımız o kadar artar.
Otuz yıllık tecrübe umarız herkese bu gerçeği öğretmiştir!
Sınır aşırı şöhret
Prof. Dr. Haberal sürprizi ile karşılaşacağını tahmin etse Başbakan Erdoğan acaba Pakistan’a gider miydi?
Başbakan orada, tanınmış doktorların gazetelerde kendisine çağrı yapan sayfa sayfa açık mektupları ile karşılandı.
Çağrıda “yüz binlerce hastayı Haberal’ın hizmetlerinden mahrum bırakmak insan haklarına aykırıdır” deniyordu.
Başbakan Erdoğan hemen cevabını verdi.
Ama sözleri buz gibi soğuk ve sert bir resmi tepkiydi:
“İçeriden dışarıdan bazı aktivistlerin temennileri bizi pek ilgilendirmiyor. Yargı ne karar verirse herkes uymak zorundadır!”
Oysa Pakistanlı doktorlar “Haberal’ı artık özgürlüğüne kavuşturun” diye yazmak suretiyle, yargı bağımsızlığı bahanesinin kapısını baştan kapatmışlardı.
İktidarın yargıyı kontrol ettiğini, Başbakan’ın istediği kişiyi içeri attırıp istediğini kurtarabildiğini Pakistan’daki doktorlar bile biliyor!
Teröre karşı...
Haberin Devamı

