Terör böyle biter!

Haberin Devamı

Halkın nabzı internet sayesinde devamlı olarak elimizde. Duygular, tepkiler anında ulaşıyor.

Dün yine hassasiyetin tavan yaptığı günlerden biriydi. PKK lideri Öcalan İmralı’da avukatlarıyla “mutad görüşme”lerinden birini yapmış, örgüte talimatlarını, ilgililere mesajlarını vermişti.

Bilgileri örgütün haber ajansı duyuruyordu.

Şehit cenazelerinde halkın “kahrolsun” diye lânetlediği ihanetin önderi, Şam’dan sürüleli Türkiye’ye teslim edileli on yıl oldu değil mi?

Değişen ne?

Vatandaş bu soruyu soruyor ve cevabına kahroluyor.

Çünkü Öcalan’ın hapse kapatılması teröre karşı savaşta hiçbir avantaj sağlamamış, hatta tam tersine ona “devlet garantisinde can güvenliği” getirmiştir.

Şam’da kalsa başına bir şey gelebilirdi. İmralı’da öyle bir tehlike yok!

Öcalan avukatları aracılığıyla çözümün koşullarını tekrar sıralarken seçim barajının düşürülmesini, Terörle Mücadele Kanunu’nun kaldırılmasını, taş atan çocukların bırakılmasını, KCK tutuklularının salıverilmesini ve demokratik anayasa (özerklik) hazırlanmasını istedi.

Bir yandan şiddeti yükseltiyor, bir yandan “müzakere zemini” yaratmaya uğraşıyor, bir yandan da “Şükredin; Kürdistan devriminin derinleştirilmesi yoluna da gidebilirdim. Bu Vietnam devriminde olduğu gibi milyonlarca insanın ölümü demek olurdu” sözleriyle devleti, halkı tehdit ediyor.

Müebbet mahkûma bak!

Türkiye’nin hukuk devleti kimliği bu kadar alaya alınabilir mi?

Toplum bu kadar kışkırtıcı bir cüretle istismar edilebilir mi?

Bu tehditkâr katilin meydan okuyan sözleri devlete, millete, şehitlere hakaret değil mi?

Kırk bin cana mal olan kıyımın sorumlusu idamdan dönme müebbet mahkûm, başka ülkelerdeki benzerleri gibi “toplumun yüksek çıkarları” düşünülerek ve cezasını çekmesi için tecrit edilmeyecek mi?

Öcalan’a İmralı’da tanınan olanaklar terör örgütüne üstü kapalı bir meşruiyet sağlıyor. Bu durum örgütü olduğundan güçlü gösteriyor.

Mesela sivil toplum örgütlerinin yaptıkları barış çağrılarında terör örgütünden saldırılarını durdurması istenecekken PKK’nın baskısı ile güvenlik güçlerinin de operasyonları durdurması talep edilmiştir.

TSK ile PKK eşitlenmiştir.

Bu kafayla terör biter mi?

Yanlış tekrarlanmasın

Türk savaş uçakları dün ihanetin barındığı Kuzey Irak’taki PKK hedeflerini ateş altına aldı. Genelkurmay Kandil Dağı ve Hakurk’taki hedeflerin isabetle vurulduğunu bildirdi.

Uzun zamandan beri terör örgütü üstünde bu tedbir işletilmiyordu.

1 Haziran’dan bu yana yükseltilen şiddetin davet ettiği askeri ihtiyaç bu operasyonu gündeme getirmiştir.

Kuzey Irak’ta sınırımıza paralel bir güvenli bölge oluşturmak üzere kara birliklerinin de harekete geçirilmesi her an beklenmelidir.

Yaşanan son tecrübe, silâh bırakmadığı sürece terör örgütü üstündeki baskının asla kaldırılmaması gerektiğini bir kez daha öğretmiş olmalıdır.

Son dönemde yapılan en büyük hata PKK’yla mücadelenin terör eylemlerinin yoğunluğuna paralel yürütülmesi oldu.

Bu yüzden inisiyatif bölücü örgütün eline geçti. PKK bu sayede savaşı istediği takvime göre ayarladı. Yorulduğu zaman dinlendi yıprandığı zaman takviye yaratmanın imkânını kullandı.

İçişleri Bakanı dün bir TV mülâkatında “Terör oldukça güvenlik güçleri operasyonlara devam edecek“ diyordu.

Dileriz dil sürçmesidir.

Operasyonların terör örgütü durdukça hatta son terörist teslim olana kadar devam etmesi gerekir. Hiç ara vermeden!

DİĞER YENİ YAZILAR