Tencere ve kapağı

DEHAP dün Leyla Zana ve arkadaşlarının partileşme süreci yaşayan Demokratik Toplum Hareketi'ne (DTH) katılma kararını açıkladı

Haberin Devamı

DEHAP dün Leyla Zana ve arkadaşlarının partileşme süreci yaşayan Demokratik Toplum Hareketi'ne (DTH) katılma kararını açıkladı.

Haberi veren deklarasyon, meydan okuyan bir cüretle kaleme alınmış itirafnameye benziyordu. DEHAP'ın taşıdığı misyon anlatılırken özellikle şu iki nokta, bilinçli bir tahrikin bubi tuzağını andınyordu:

Neymiş?.. DEHAP "sistemin kendi Kürt'ünü yaratma gayretlerini, açılımları ile boşa çıkarmış." Bebek katiline "sayın" sıfatı vererek ayrıca belirtiliyor ki "Abdullah Öcalan'ın, sorunun çözümünde muhatap olma bakış açısının kabulünde rol"lerini oynamışlar.

Bu bildiriyi okuduktan sonra Hikmet Fidan cinayeti karşısında DEHAP'ın gömüldüğü iğrenç suskunluğun sebebi daha iyi anlaşılıyor. Böyle bir vahşet karşısında susmak, hele aynı hareketin yoldaşlığı söz konusu ise cinayete katılmaktır.

DEHAP'ın bu cinayeti niçin onayladığı, bildirideki ifadeden çıkıyor. Demek ki Hikmet Fidan'ı "sistemin Kürt'ü" olduğu, daha yaygın bir deyimle "satılmış" saydıkları için katline sessiz kalmışlar!

Irkçılığı sollamış
Bu parti zaten kapatılma riski taşıyan bir dava nedeniyle Anayasa Mahkemesi'nde yargılanıyor.

Bildiri "nasıl olsa bu parti artık bize lazım değil. Bari izi kalsın" diyen bir hesaplılık içinde düzenlenseydi ancak böyle bir metin çıkardı.

Kendini sonlandıran DEHAP, bildirisindeki ifadelerle demokrasiye inanmadığını itiraf etmiştir. Bu parti kendi gibi düşünmeyen, kıblesini İmralı bilmeyen Kürt kökenli yurttaşları bile ayrıma tâbi tutarak can düşmanı saymakta, bu anlamda ırkçılığı bile aşan faşizmi simgelemektedir.

Kendi kararıyla kendini sonlandırıp başka bir harekete katılması ülke için bir şans sayılabilir belki. Ama o uğurda sarılmak için de birleştikleri yapının sağlıklı olması, aynı saplantılarla malûl olmaması gerekir.

Zana ve arkadaşları böyle bir güveni hak ediyorlar mı? Hayır...

Önce terör bitecek
Demokratik toplum hareketinin Leyla Zana'yla beraber önderliğini yapan Orhan Doğan'in geçen gün Radikal'de çıkan sözleri, birleşmeyi "tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş" tekerlemesi ile tanımlayanları haklı çıkarıyor.

"PKK Kürt sorununu, silahlı mücadele propagandasıyla Türkiye'ye anlatmaya çalışıyor" muş!

"Abdullah Öcalan'ın affedileceği bir gün de gelecek"miş!

Hani utanmasa Ankara'ya dönüp "Apo'yu bırakın ve onunla masaya oturun" diyecek..

İki yanlıştan bir doğru çıkmayacağı için bu birleşmenin barışçı bir çözüme odaklanmış toplumsal beklentiye katkı sağlayacağını ne yazık ki umamayız.

Terörü bir siyaset ve propaganda aracı sayan, ihanet ve katliam suçundan ömür boyu hapse hüküm giymiş birine kulluk eden bir zihniyet parti olamaz. Hiç faydası yok mu, var.

Mesela bu zihniyet, terör sorunu çözülmeden hiçbir sorunun çözülemeyeceği gerçeğini, ayağı yere basmayan romantiklerimize bile öğretiyor.
Ama hepsi o kadar!

DİĞER YENİ YAZILAR