Temiz eller operasyonu

Meclis Araştırma Komisyonu'nun çalışmaları, iç karartan, yürek daraltan, siyasete ve sisteme olan güveni yerle bir eden rezaletlerin üstündeki örtüleri bir bir kaldırıyor

Haberin Devamı

Ünlü sözdür: Et kokmasın diye tuzlarsın. Ya tuz kokarsa?.

Meclis Araştırma Komisyonu'nun çalışmaları, iç karartan, yürek daraltan, siyasete ve sisteme olan güveni yerle bir eden rezaletlerin üstündeki örtüleri bir bir kaldırıyor.

Konu bankalar eliyle devletin soyulmasıdır. Ama bir olay var ki, niteliği bakımından çok önemlidir. Çünkü tuzun kokması gibi şok yaratıcı bir örnektir.

El konulan bankaların tümü en büyük sıkıntıyı off-shore hesaplarından çekti. Banka sahiplerinin tümü ya bin bir zorlukla bu paraları ödediler veya ağır cezalar içeren "Demokles kılıcı" altında cehennem azabı yaşadılar.

Tek istisna İktisat Bankası'nın eski sahibi Erol Aksoy'dur.

Bile bile lâdes
Erol Aksoy, BDDK'nın o günkü başkanı Zekeriya Temizel'in himayesinde grubuna ait Trade Deposit Bank ile İktisat Malta Şubesi'ni birleştirmiştir.

Bu sayede İktisat Bankası'na el konulunca off-shore borçları Erol Aksoy'un değil, devletin borcu haline gelmiştir.

Bu yüzden devlet 251 milyon dolar zarara uğramıştır.

Meclis Komisyonu'nda Temizel'e soruldu: "Ne iştir bu?" BDDK koltuğunda "Cengiz Han" gibi oturduğu günlerde Temizel "Ben bankacılığı 3 ayda en iyi bankacılardan daha iyi öğrendim" derdi. Komisyona öyle demedi: - İktisat Bankası'nın 1-2 ay sonra Fon'a devredileceğini bilemezdik. Çünkü raporlara göre durumları iyi idi..

Sistem kazık yiye yiye akıllandı. Temizel'in doğruyu söylemediğini anlamak için üç-beş gün yetti.

Nasıl bilmez?
El koyma kararından 3,5 ay önce bankaya gönderdiği resmi yazı, Zekeriya Temizel'in, batmak üzere olduklan konusunda İktisat Bankası'nı uyardığını gün ışığına çıkardı.

Yani Temizel, el koyma gerekçeleri oluşmuş bu bankaya dokunmadığı gibi, off-shore borçlarını devlete yıkıp temize havale etmesi için fırsat sunmuş oluyordu.

Temizel gibi temizliği ile ünlenmiş biri, komisyonu yanıltırken yeminli ifade verdiğini mi, yoksa 28 Kasım 2000 tarihli o uyarı mektubunu mu unuttu?

Herhalde hesabı sorulur.

Ama biz, bu rezaletin gün ışığına çıkmasında Devlet Denetleme Kurulu üyesi Süreyya Turgut'un oynadığı rolü unutmamalıyız.

Bir tarihte Temizel "Elimde 100 tane Süreyya olsa memlekette yolsuzluk kalmaz" demişti.

Allah için söylemeli, haklıymış.

Tek kusuru, yakınındaki o cevheri kendisi yeteri kadar ciddiye almamış!

DİĞER YENİ YAZILAR