Seçimler geliyor, ortalık aydınlanacak yerde karanlık artıyor.
Hiçbir sorun, doğru dürüst tartışılmadığı için çözüm gelmiyor.
İktidar partisi ve muhalefet partileri Meclis’teki grup kürsülerinden ağızlarına geleni söyleyip içlerini boşaltıyorlar.
Parlamentoların bir disiplini vardır. Meclis eylemi çözüm hedefine yönelik olur.
Bizde tartışma usulüne uyulmadığı için suçlamaya konu sorun doğru tanımlanamıyor bile.
Dün de aynen sürdü; CHP lideri “Salı Mitingi”nde 17 Aralık operasyonu zemininde yolsuzlukları anlattı.
Doğal olarak Başbakan’ın iktidar cephesine yöneltilen suçlamaları cevaplaması beklenir.
Ama hayır; o yine bildiğini okudu.
17 Aralık yolsuzluk dosyası da acaba aynen Deniz Feneri gibi unutturulup söndürülecek mi?
Bu endişe yayılmaya başladı.
CHP lideri Kılıçdaroğlu dün Başbakan’ı hedef alarak şunları söyledi:
“Ben olduğum sürece oğluma kimse dokunamaz diyor. Ben devletim diyor.. Rakamı kuruşu kuruşuna verdim. 100 milyon dolardan 10 dolar eksik. Defalarca sordum ‘Bu neyin parası?’ Tık yok!
Hep söylediği paralel devlet. Bu parayı senin oğluna paralel devlet mi yatırdı?”
Her iddia, seçim sandığında bulacağı tahmin edilen karşılık kadar önemseniyor.
Ana muhalefet lideri rüşvet ve yolsuzluk malzemesini dün toplu olarak sergiledi.
Operasyon eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’in evinde sürerken eski bakan oğluna taktik veriyor:
“Anladığım kadarı ile Rıza Zarrab’la bir rüşvet ilişkisinden bahsediyorlar. Diyeceksin ki bir danışmanlık işim var. Gayrı resmi yapıyorum. Alacaklı olduğum dayımın oğlu bunların yanında çalışıyor!”
Güler misin, ağlar mısın ?
Konuyu saptırmanın getireceği bir fayda yoktur.
İnternet kamuoyunun nabzını ölçüp önünüze getiriyor:
Halk iktidar partisine oy vermeyen yüzde 50’nin haklarının inkâr edildiğini ve Meclis’in “demokrasi paketi” adı altında partinin ve önderlerinin geleceği düşünülerek hazırlanan yasalar için çalıştığını görüyor ve söylüyor.
Gündemi karıştırarak kazanılacak bir menfaat yok ortada.
Yolsuzluk yargıda çözülecektir.
Buna razı olmak gerekiyor.
Temiz Eller’i İtalya, yargı bağımsızlığına borçludur.
Görevlendirilen savcılar 6 yılın sonunda hâlâ işlerinin başındaydı.
Birine bile kimse dokunamadı!
‘Temiz Eller’ istiyorsak
Haberin Devamı

