Asabi bir aile reisi çoluk çocuğunun ama asabi bir başbakan ülkenin sorunudur.
Hele o başbakan, hükmettiği devlet gücünü husumet duyduğu kişi ve kurumları terbiye ve tasfiye için kullanmayı hak sayıyorsa...
Tayyip Erdoğan’ın dün NTV’ye verdiği mülâkat, yine bütün eleştirel bakış ve yaklaşımlara gözdağı veren bir strateji üstüne kurulu idi.
“Halkım beni bu halimle kabul etmiş. Eğer beni böyle sert görüyorlarsa ben sert olduğumu kabul etmiyorum” dedi.
Siyasetçinin gücünü haksızlığa itiraz ederken kullanması hoş da, bunu eleştirilerin önünü kesmek amacıyla kullanması suiistimaldir ve hiçbir halk siyasi yöneticilerini “bu haliyle kabul etmek istemez”..
Mesela RTÜK Başkanı Akman’ın direnişine hak vermek adalet duygusu taşıyan hiç kimse için mümkün değildir.
O kadar ki partinin “saygıdeğer ağabeyleri” bile bu rahatsızlığı dışa vurmuşlar, Alman mahkemesinin Deniz Feneri davasındaki “asıl failler” arasında gösterdiği Akman’a açık açık istifa çağrısı yapmışlardır.
Kavramlar altüst...
Başbakan dünkü demecinde “Zahid Bey üstünden partimi vurmaya çalışmak ciddi bir haksızlıktır” dedikten başka, dava ile AKP’yi ilintili hale getirmenin “namertlik” olacağını iddia etti.
Aslında partiyi vuran yanlışlık, RTÜK Başkanı koltuğunda bir gün bile oturmasına izin verilmemesi gereken kişiye kol kanat germektir!
Başbakan “Biz bu arkadaşımızı şu ana kadar tanıdığımız, bildiğimiz kadarıyla temiz bir arkadaşımız olarak bildik, biliyoruz” dedi.
Akman’ın 15 Temmuz’daki seçimde RTÜK Başkanlığı’na yenidan aday olmayacağını hatırlatarak, niye fırtına kopardığımızı soruyor.
Hatta Alman mahkemesinin talebi ile “asıl fail” olarak işaret edilen 16 kişinin mal varlıklarına tedbir koyduğu için Türk yargısına sitem ediyor.
Bir Başbakan, hiçbir bürokratını mahkemeye intikal etmiş bir suçlama karşısında savunacağım diye itibarını böyle rehine koymaz!
Akman’a banko!..
Çünkü bu suçlama imzasız bir ihbar mektubuna veya gizli telefon dinleme kaydına dayanmıyor. Frankfurt mahkemesinin kararına dayanıyor.
Sanıklar orada savcıyla pazarlık ederek suçlarını kabul ettiler ve cezalarında indirim sağladılar.
Yani oradaki hüküm, mahkemenin kanaatine değil, suçluların itiraflarına dayanıyor.
Asıl ilgiyi Başbakan’ın arkadaşlarından daha fazla dolandırılan merhametli gurbetçi vatandaşlar hak etmiyor mu?
Bu gerçeği inkâr eden tutumu ile iktidar, kaderini Zahid Akman’la birleştirme yanlışını inatla sürdürüyor.
Zahid Akman’ın istifası konusunda Bülent Arınç’la ters düşmeye Başbakan’ı hangi sebeplerin mecbur ettiği sorusuna cevap ararken üreyecek şüpheler, Erdoğan aksini de söylese Deniz Feneri’ni AKP’nin en önemli meselesi katına yükseltecektir.
Her fırsatta “Temiz Eller” özlemi ifade eden Başbakan hata ediyor.
Dileriz geçmiş olaylar, Akman’ı bu kadar açıkça korumaya iktidarı mecbur edecek kadar vahim değildir!
Temiz arkadaş!
Haberin Devamı

