Telâşa gerek yok

Haberin Devamı

Milletvekilleri için “terör örgütünün iradesini temsil ediyorlar” suçlaması sonuçta bir iddiadır.

Eğer bir Başbakan tarafından ifade edilmişse önemi artar.

Ama Tayyip Erdoğan gibi devletin üç erkine birden (yasama, yürütme, yargı) hükmeden bir Başbakan’sa suçlamayı yapan, o zaman durum vahamet derecesine yükselir.

Son günlerde Başbakan’ın on BDP milletvekilinin işlerini bitirmeye karar verdiğini en sert ifadelerle anlatan sözleri ile yatıp kalkmaktan dengemiz bozuldu.

Bu gerginliği boşuna çekiyor olabiliriz.

Şu anda çözüme dönük görüşmeler bakımından iyimser olmayı hak ettiğimiz bir süreç yaşanıyor.

BDP milletvekilleri yüksek performans gösteremiyor olabilirler ama demokratik bir güç olarak Meclis’te bulunmaları şanstır ve küçük hesaplara feda edilemez.

BDP anahtar olmalı

Bu durumu Başbakan da görüyor olmalıdır. CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu dün VATAN’a dikkate değer bir şey söyledi:

“Başbakan gerçekten istese bir haftada 10 milletvekilinin dokunulmazlığını kaldırırdı!”

Bunu yapmadı çünkü, doğuracağı sonuçların çözüme yardım etmeyeceğini görmektedir.

Son zamanlarda BDP’yi saf dışı bırakıp İmralı ve Kandil üstünden sonuca gitmeye taraftar olanların çoğaldığı fark ediliyor.

Sezgin Tanrıkulu iktidarın BDP’ye çözümün aktörü gibi değil de bölgedeki rakibi olarak baktığını söylüyor.

Buna rağmen dokunulmazlıkları kaldırma hamlesinin gerçekleşmesi ihtimalini gerçekçi bulmuyor.

“Başbakan buna cesaret edemez” diyor.

Neden?.. Birinci sebep sadece BDP milletvekillerini Meclis dışı bırakmanın doğuracağı tepkisel sonuçlar;

İkincisi terör suçları yanında yolsuzluk dosyaları da indiğinde kontrolün elden kaçacağı endişesi...

Tiyatrolar satılmadı

Başbakan’ın kendine özgü bir yönetme üslubu var.

İki gündemi oluyor.

Biri sahiden yapacağı işleri içeriyor.

Öteki kamuoyunun dikkatini sıkıntılı sorunlardan alıp heyecanlı, tartışmalı bir mecraya çekme reçetesi;

“Şuraya, şuraya cami yapılacak; Sultan Süleyman dizisi durdurulacak, BDP’lilerin dokunulmazlıkları kaldırılacak.”

Hemen telâşa kapılmaya gerek yok.

Dün masanın üstünde Şehir Tiyatroları’nın bir davetiyesini gördüm. Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde yarın Çehov’un “Vişne Bahçesi” oyunu başlıyormuş.

Hatırlar mısınız; nisan ve mayıs aylarını ne kadar endişe ve üzüntü içinde geçirmiştik?

Başbakan, Şehir Tiyatroları’nı özele satacaklarını söylemişti ve özelleştirme demek, kapatılma demekti.

Allah korudu, olmadı.

Bakarsınız bir yıl sonra BDP’li vekilleri Meclis’te görmeye yine devam ederiz...

DİĞER YENİ YAZILAR