Nereye gidiyoruz sorusunun çok sorulduğu bir dönem yaşıyoruz yine.
Ne zaman iki tanıdık bir araya gelse söz hemen buraya geliyor:
Nereye gidiyoruz?
En doğru cevabı, bugünü iki ay öncesinden tahmin eden uzmanlık verecektir tabii.
Sorunun nereden nereye geldiğini doğru gören akıl gözü elbette olayların nereye varacağını da isabetle görme yeteneğine en yüksek derecede sahip olacaktır..
Hürriyet, Amerika’nın üç önemli düşünce kuruluşunun 27 Haziran’da Washington’da Suriye merkezli bölgesel krizin Nisan 2013’e kadar ne evreler geçireceğini irdeleyen bir savaş oyunu oynadıklarını haber verdi.
Orta Doğu uzmanı diplomatların ve istihbaratçıların beyin fırtınası ile oluşturulan senaryoda oyunun başaktörü Türkiye görülüyor.
Öteki oyuncular ABD ve Suudi Arabistan...
İki ülke Türkiye’den liderlik yapmasını bekliyor ama beklentileri karşılık bulmuyor.
Çünkü Ankara hiçbir aşamada tek başına müdahale etmeye razı olmuyor. Uluslararası meşruiyet aramaktan vazgeçmiyor.
Terörün hedefi olmak
Suriye’de ölü sayısının hızla tırmanması mülteci sayısının sürekli yükselmesi, Türkiye’yi Suriye’ye girmeye razı edemiyor.
27 Haziran’da yazılan senaryodaki kırılma Türkiye’deki kentlerde bombalı terörist saldırıların başlaması ile gerçekleşiyor.
Türkiye bugün kırılmanın yaşandığı noktadadır.
Washington’da yapılan iki ay önceki beyin fırtınasının yazdırdığı senaryo, Gaziantep’te yaşanan uğursuz saldırının Türkiye’nin sabrını taşıracağını öngörüyor.
Gazete, savaş oyununa katılan bir kaynağın şu ifadeyi kullandığını yazdı:
“Türkiye ekibi askeri müdahalede bulunmamak için sonuna kadar direndi ama bombalamalar artınca buna mecbur kaldı!”
Gaziantep’e kadar gerçekleşen öngörüler dileriz ki bundan sonrası için aynı başarıyı elde edemesin!
Çünkü senaryo Türkiye’nin istemediği bir müdahaleye bombalı saldırılar nedeniyle mecbur kalacağını yazdığına göre Türk Ordusu Suriye’ye girene kadar başka kentlerimizin tehdit altında yaşayacağını bilmemiz gerekecek.
Maliyeti çok ağır
Buna değer mi değmez mi, tekrar tekrar düşünmek lâzım.
Çünkü senaryo, Türkiye’nin müdahalesi ile varılacak “son”un neler getireceğini sayarken “Esad rejimi düşecek ama Irak eski şiddet sarmalına geri dönecek ve Lübnan mezhep savaşına sürüklenecek” diyor.
Amerika elini kirletmeden Esad’ı indirmek Suudiler ise Suriye’de Sünni iktidarı görmek istiyor.
Bize bu oyunda “cehennem zebanisi” rolü mü kalacak?
Hiçbir ulusal çıkar hesabı böyle bir bataklığa atlamaya bizi ikna etmemeli.
Parlamento olağanüstü toplanamadı ama bir hamle daha yapılarak Türkiye, hiçbir tertibin kendisini savaş başlatmaya ikna edemeyeceğini dünyaya ilân etmelidir.
Tehlike gün gibi ortada.
Mecliste toplanması gerekenler aksi halde cenaze namazlarında bir araya gelmeye mecbur kalacaklardır.
Türk Milleti böyle bir kadere mahkûm edilmemeli!
Tekrar düşünün!
Haberin Devamı

