CHP Kurultayı’nın teması Demokrasi ve Değişim idi.
Partide değişim Kılıçdaroğlu’nun gelişinden sonra başlamış, dünkü kurultay ile hedefine ulaşma imkânını artık elde etmiştir.
Değişimin demokrasi boyutundaki bir önemli tezahürü parti meclisinde kadın ve gençlik kotası uygulamasıdır.
Aynı şekilde tabanın temsilcileri olan delegelerin kuklalıktan çıkarak özgür iradeleri ile seçim yapmalarına olanak tanıyan çarşaf liste uygulaması...
İzleyenlerin büyük bir çoğunluğu Kılıçdaroğlu’nun tarihe geçecek, değişimin kıymetini ihbar edecek nitelikte bir konuşma yapmadığını, hatta haftalık grup konuşmalarından çok farklı bir şey söylemediğini düşünüyorlar.
Bilmiyoruz; belki bu avantajdır.
Yumuşak güç her zaman şamatacı hayalcilikten iyidir.
Halkın nabzı nasıl atıyor?
Ayrıca Kılıçdaroğlu partinin başına geçtiğinden beri herkes değişimden bahsediyor. Seçmen tabanına ne ifade ettiğini ölçmek lâzım bunun.
Metropoll Araştırma Şirketi’nin son araştırması dikkate değer bir tablo sergiliyor:
“Bu pazar bir seçim olsa” epeydir yüzde 50’nin altına inmeyen AKP yüzde 46,5 oy alacaktır.
Onu CHP yüzde 21,2; MHP yüzde 12,1 ve BDP yüzde 4,9 ile izleyeceklerdir.
İktidar partisinin ilk kez gördüğü bu gerileme, gerçeği arayacak olursak çok geç bile kalmıştır.
AKP’nin ekonomi alanındaki istikrar yaratma başarısı bir yana gözden düşmesine sebep olacak başarısızlıkları da vardır ve çoğalmaktadır.
Mesela toplumsal vicdan adaletten yana kanamakta, dış politikamız ciddi savaş riskleri üretmektedir.
Güney ve Güneydoğu komşularımızı bir Şii kuşatmasının işbirliğine yönelten sebepleri AKP iktidarı hangi akla hizmet için verdi; kimse akıl sır erdirememektedir.
Halkı nasıl inandıracak?
Önce bağımsız medya susturuldu. Sonra laik kurumlar ve ilkeler saldırıya uğradı, düşürüldü.
CHP gibi bir ana muhalefet partisine en çok ihtiyaç duyulacak zamanlardır. Tüm güncel sorunların ilâcı istenirse CHP’de bulunabilir.
Ama bakıyoruz CHP’nin oyları da AKP kadar gerilemiş.
Demek ki CHP tehlikelere dikkat çekerek toplumu uyandıramamış, paralel olarak çarelerin kendisinde olduğuna toplumu ikna etmek yolunda bir mesafe katedememiş.
Kılıçdaroğlu bir hizipten gelerek tırmanmadı lider koltuğuna. Onu zamanın mecburiyetleri getirdi.
Hiçbir gruba borcu yoktur. Tek kaygısı ülkenin barış içinde kalkınmasına katkıda bulunacak bir başarıyı partisine kazandırmaktır.
Türkiye’nin ekonomik kalkınmışlık bakımından dünyanın ilk 20’si içinde bulunduğu halde insani gelişmişlikler açısından çok gerilerde sürükleniyor olması, sosyal demokrat bir iktidara duyulan ihtiyacın kanıtıdır.
Bu ihtiyacı toplumda özlem haline getirme görevi CHP’ye ve Kemal Kılıçdaroğlu’na düşmektedir.
Başarısızlık için hiçbir bahane kalmamıştır.
Tek yol başarmak
Haberin Devamı

