Siyasetin ateşini düşürüp toplumsal enerjimizi çözüm üretmeye nasıl yöneltebiliriz?
Kırk yıldır yazı yazıyorum, hayatım bu arayışla ve aynı arayışın peşinde ömür tüketen insanları izlemekle geçti.
Gölge kovalamaktan kurtulup bazı sorunların kuyruğundan olsun yakaladığımız hiç olmadı mı? Oldu ama o fırsatlar da çıkarlarının bozulacağından korkan haydutların baskı ve dalavereleri yüzünden uçtu gitti.
Manken Aysun Kayacı’nın TV’de “Benim oyum nasıl bir çobanla eşit olur” itirazı neden günlerdir süren bir tartışmanın fitilini ateşledi?
Çünkü herkes asıl hastalığın partiler ve seçim yasalarında olduğunu biliyor.
Zaten hastalık, Aysun Kayacı’nın söylediğinden daha ağırdır.
Okumuş bir kentlinin oyu, kırsaldaki bir çobanın veya çiftçinin oyu ile keşke eşit olabilse. Ve o oylar da doğru seçilmiş adaylara gitse. Ama değil..
Değerli seçmenler
Mesela geçen seçimde 105 bin 717 seçmen İstanbul’da bir milletvekili çıkarırken Bayburt’ta 26 bin 688, Tunceli’de 27 bin 676 seçmen bir milletvekili çıkardı.
Yani bir Bayburtlu 4 İstanbullu’ya, 3 Aydınlı’ya, 2 Bursalı’ya bedel oldu. Şu soru sorulabilir:
Oylara eşit değer kazandırılsa sorun çözülecek mi? Hayır...
Siyasetin kıblesi yanlış bizde. Seçimi halk değil lider yapıyor. Adayları lider seçtikten sonra vatandaşın oy değeri o ilden bu ile eşit olmuş, olmamış ne farkeder? Hiç...
Türkiye sıkıştığı her dönemde doğru yolu bulmuş, fakat araya giren şok çözümler yüzünden doğru çözümden uzaklaşmıştır. Şimdi yine başımızın sıkıştığı bir döneme giriyoruz ve geçmişte ürettiğimiz reçeteleri hatırlıyoruz.
Kurtuluşun yolu dar bölgeli iki turlu seçimden geçiyor.
Sistem çalışamıyor
550 milletvekilinin 100’ü “ülke milletvekili” olacak ve bu üyelikler genel oydaki oranlarına göre partilere dağıtılacaktır.
Diyelim ki iktidar partisi yüzde 40 aldı, 40 milletvekili onun olacak. Oyların yüzde 1’ini alan parti dahi 1 milletvekili ile temsil olanağına kavuşacak.
Geri kalan 450 için ülke seçmen sayısı bazında 450 eşit bölgeye bölünecek, her bölgenin tek milletvekili iki turlu seçimle belirlenecek. Birinci turda tüm adaylar yarışacak, ikinci tura en yüksek oyu alan iki aday girecek.
Tabii sistemi mükemmel hale getirecek şartlardan biri, adayları da liderin değil partiye kayıtlı üyelerin seçmesidir.
Partileri kapatılmaktan koruyan bir demokrasiye Türkiye’yi ancak bu tür bir partiler ve seçim düzeni kavuşturabilir.
Lidere kul olmuş bir meclis çoğunluğu bugün yasama erkini kuvvetler ayrılığı ilkesinin bağımsız bir gücü olarak çalıştırmadığı için başımız dertten kurtulmuyor.
Kurtulması da mümkün değil!
Tek çıkış!
Haberin Devamı

