Tek başına hayır!

Haberin Devamı

Havada tuhaf bir gerginlik, ortada tedirgin edici bir hareketlilik yaşanıyor.

Türkiye’nin Şam’a verdiği ültimatomun etki göstermemesi, Ankara’daki diplomatik trafik, Türk Ordusu’nun sınır boyunca Suriye topraklarında bir güvenlik bölgesi (tampon bölge) oluşturmaya hazırlandığı konusundaki haberler iyiye işaret değil.

En kötü haber Suriye’deki despot rejimin halkına reva gördüğü zulme, Ankara’nın yaptığı uyarılara rağmen devam etmesi.

Esad’ın askerleri Lazkiye’ye dört gündür cehennem yaşatıyor.

Kentte ölü sayısının 35’i geçtiği, yüzlerce yaralı olduğu yerlerini terk etmek zorunda kalan binlerce Filistinli mültecinin nerede olduklarını BM gözlemcilerinin bile bilmedikleri belirtiliyor.

Suriye, terör örgütlerinin ürediği bir arı kovanıdır. Amerika bu ülke için tasarladığı geleceğin kapısını Türkiye eliyle açmak istiyor.

Washington’un bu niyeti dün yeni bir kanıtla destek buldu. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Victoria Nuland adeta Ankara’yı tahrike dönük bir dil kullandı.

Davutoğlu’nun Şam’ı ziyaretinden sonra Türkiye’yi dinleyeceğini umdukları Esad’ın tam tersine kan dökücü şiddeti artırdığını belirten Amerikalı sözcü “Türk sabrının giderek tükeniyor olması bizim için sürpriz değil. Bu bizim şu anda durduğumuz pozisyonla tamamen uyumlu” dedi.

Şimdiye kadar Türkiye’nin en haklı askeri operasyon ihtiyaçları önüne duvar ören Washington’un Suriye’ye haddini bildirme konusunda Türkiye’yi teşvik eden bir siyaset izlemesi dikkatle şüpheyle değerlendirilmelidir.

İlk düşünülmesi gereken şey, Suriye ile beraber İran’ı da karşımıza almak durumuna düşeceğimiz ihtimalidir.

Niye yapalım bunu?

Suriye halkını zalim diktatörüne karşı korumak bir insanlık borcu olabilir.

Ama bu görevi tek başına üstlenmenin mantığı yoktur.

Birleşmiş Milletler, NATO ne güne duruyor?

Komşularla sıfır sorun diye yola çıkıp savaşa dayanmak bize yakışmaz!

*****


Beraber gitseniz..

Somali’ye yardım kampanyası, bir merhamet efsanesi yaratıyor. Ne güzel!..

Başbakan’ın bu yoksul Afrika ülkesindeki çaresiz insanlardan etkilenmesini ve kampanyaya sahip çıkmasını anlamak mümkündür.

Beş ayda 30 bin çocuğun öldüğü bir yere yetişmek için yapılan yarış ancak alkışlanabilir.

Ancak Kızılay’ın başarılı Başkanı Tekin Küçükali’nin geçen cuma Başbakan’la yaptığı görüşmeden sonra istifasını verip köyüne gitmesi şaşırtıcı olmuştur.

Gerçek sebep neydi?

Bazı çalışma arkadaşlarına göre “medyada çok öne çıkıyordu”.

Başka bir iddiaya göre CHP lideri Kılıçdaroğlu’na bayramda Somali gezisi organize ettiği için iktidarın hışmına uğradı”.

Somali’ye önce Tayyip Erdoğan gidecek, sonra Kılıçdaroğlu.

Mehmet Yılmaz dün sütununda “Bir hayalim var ama..” diye iki lidere “Beraber gitsenize” diye çekingen bir çağrı yapmış.

Ben de destekliyorum.

Bebekleri kurtaracak merhameti paylaşıyorsak sevabını, kıvancını neden paylaşamayalım?

Bakarsınız bu uzlaşma Başkan’ı da geri getirir!

DİĞER YENİ YAZILAR