Tek adam tehlikesi

Önümüzdeki dönemin siyaseti Sezer sonrasına yönelik arayışlar ekseninde gelişecek. 2007 mayısında Tayyip Erdoğan'ın başkanlık yetkilerine sahip bir cumhurbaşkanı yapılması, AKP'nin bilinen planı idi

Haberin Devamı

Önümüzdeki dönemin siyaseti Sezer sonrasına yönelik arayışlar ekseninde gelişecek.

2007 mayısında Tayyip Erdoğan'ın başkanlık yetkilerine sahip bir cumhurbaşkanı yapılması, AKP'nin bilinen planı idi.

Arkadaşımız Bilâl Çetin tercihin "güçlendirilmiş başbakanlık" olarak değiştiğini bildiriyor. Çünkü...

1. Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı "türbanlı first lady" dayatması biçiminde algılanacak, rejim tartışmalarını tırmandıracaktır;

2. Türkiye, tarihi bir dönüşüm süreci yaşarken Erdoğan'ın başbakan olarak liderlik gücünden vazgeçmiş olacaktır;

3. Özal ve Demirel tecrübeleri liderini Çankaya'ya çıkaran iktidar partilerinin eridiğini gösterdi; AKP bu yanlışlara düşmemelidir.

Diktatör getirmesin
Bunlar anlaşılır gerekçeler. Hatta Devlet Bakanı Mehmet Aydın'in Cumhurbaşkanlığı için hazırlanması da doğaldır.

Çünkü Aydın'in avantajı, sadece eşinin türban takmaması değil. Asıl üstünlüğü birikiminden ve tabii sadakatine liderinin tam bir güven duymasından geliyor.

Bizce doğal olmayan, Erdoğan'ı tatmine dönük bir "tek adam" ı başbakan kimliğiyle yaratmaya çalışırken sınırlan zorlamaktır.

Arkadaşımız Bilâl Çetin, yetkilerini iyice daraltacağı Cumhurbaşkanlığı'nı AKP'nin Almanya'daki gibi sembolik bir makama dönüştürmeye hazırlandığını yazıyor.

Bugün Sezer'in kullandığı yetkileri AKP, kendi seçeceği cumhurbaşkanından esirgemeyi düşünüyorsa, bu yoldaki adımlarını dikkat ve kuşku ile izlemekte sayılmayacak kadar çok yarar vardır.

Niyet belli: Güçlü bir başbakan yaratalım, bunun için bütün öteki güçleri pasifize edelim.

Demokrasinin bir "dengeler ve frenler sistemi" olduğu gerçeğinden sapan rejimler önce diktatörünü yaratmış, sonra onu bedeller ödeyerek yok etmiştir.

Sigorta ile oynamak
Demokrasi güçlerin dengesine dayanır.
Kuvvetler aynmı, demokratik çoğulculuk denilen şey budur. Bütün demokratik sistemlerin temelini, gücü tek elden kullandırmama esası oluşturuyor.

Cumhurbaşkanlığı, iki meclis, Anayasa Mahkemesi, bağımsız yargı, yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleri hep bu gücü paylaşmak için vardır.

AKP, rejimin sigortaları ile oynamanın tehlikesinden çekinmiyorsa en azından şunu kendi kendine sormalıdır:

"Ben tüm seçmenin dörtte birinin, sandığa giden seçmenin üçte birinin oyunu alarak meclisin üçte ikisini ele geçirdim. Bu bana köklü bir sistem değişikliğinin yetkisini verir mi?"

Siyasi tarih, ihtiras kurbanlarının telefon rehberine benzer.

Dileğimiz AKP'nin düşündüğü her şeyi kamuoyu ile paylaşmasıdır.

Denetimden kurtulacak kadar güç peşinde koşarken kural dışı güçlerin ortaya çıkmasına sebep olmamasıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR