Uzun uçuşlarda bizim siyasi liderler önemli açıklamalar yaparlar.
Başbakan Erdoğan, cumhurbaşkanı olacak kişide gerekli gördüğü özellikleri Makedonya dönüşü sıralamış, üstü kapalı olarak adaylığını belli etmişti.
Şimdi bir adım daha attı ve Strasbourg yolunda "Benden başkası da Çankaya'ya çıkabilir" dedi.
Yine bir "ters çakma" söz konusu.
Çünkü bu sözü kimse "Kendini tarif etmiyor" diye yorumlayamaz.
Mesaj açık: "Önce ben" demek bu.
"Ben olmazsam başkası" istisnai durumdur... Arkadaşımız Bilâl Çetin'in Ankara izlenimleri, bu tespiti doğruluyor.
Erdoğan'a çok yakın bir kurucu açıkça söylemiş zaten:
"Başbakanın B planı yok. Tek hedef var artık; Çankaya!"
"Partiye de kendine de yazık edersin, sakın!" türü uyarılar Özal ve Demirel'i de durdurmamıştı. Demirel, seçilmesinden beş gün önce bana "Üç Cumhurbaşkanlığını bir Başbakanlığa değişmem" demiş, sonra "Hiçbir siyasetçi ayağına gelen böyle bir fırsatı tepemez" itirafında bulunmuştu.
Belki de siyasetin doğası başka türlü davranmaya izin vermiyor.
Global piyasalardaki dalgalanmadan en ağır zararı Türkiye'nin görmesi inanıyorum ki bize değerli bir tecrübe kazandırdı. Rejimle ilgili şüphelerin ekonomiye çıkarabileceği maliyeti iktidar da gördü.
"Piyasalar ne der?" sorusu uçuklukları denetlemekte bundan sonra "Asker ne der?" sorusundan önce gelecek, hatta belki onun yerini alacaktır.
Bu gerçeğin terbiye edici etkisi demeçlere yansımaya başladı bile. Geçenlerde Başbakan Yardımcısı Şahin "Çankaya için uzlaşma arayacağız" demişti. Dün de Başbakan bütün ülkeyi kucaklayacak bir çözüm arayacaklarını vaat etti.
Kriz potansiyeli taşıyan bu sorunu demokrasi şenliğine dönüştürmenin kestirme yolu cumhurbaşkanını iki turlu seçimle halka seçtirmektir. Evet AKP'nin mecliste büyük bir gücü var. Ama o, seçim sisteminin çarpıklığından gelen hak edilmemiş bir güçtür.
Tarih bize, hak edilmemiş güçten korkmak gerektiğini öğretiyor.
Keşke AKP iktidarı da iş işten geçmeden görebilse!
Bu da bizim cambazhane...
Siyaset, ip üstünde uzun süre kalma sanatı ise bizimkilerin eline kimse su dökemez.
Ama ne fayda; cambazlık gelişme sağlamadığı için bu marifet eğlendirmez sizi. Bakın, Almanya'nın eski Dışişleri Bakanı Joschka Fischer, seçimde binde 2 oy kaybettiği için yalnız partisinin liderliğinden değil milletvekilliğinden de istifa etti. "Yeter artık" diyor. 58 yaşında imiş ve gençlerin önünü açmak istemiş.
Bizim normlara göre siyasetçinin kötü örneğidir kendisi. Çünkü burada onun yaşındakiler "genç" geçiniyor.
Ve koltuklarını 80'lik taliplere karşı korumaları sorun oluyor!
Tehlikeli güç
Uzun uçuşlarda bizim siyasi liderler önemli açıklamalar yaparlar. Başbakan Erdoğan, cumhurbaşkanı olacak kişide gerekli gördüğü özellikleri Makedonya dönüşü sıralamış, üstü kapalı olarak adaylığını belli etmişti
Haberin Devamı

