Tayyip Erdoğan, başkalarına kefil olmaya bağlı riskleri göze almamayı öğrenmeli artık.
Başbakan sıfatı taşıdığını unutmaması gerekir. Tayyip Bey döneminden kalma zaafları, maddi ve manevi bağlantıları, Başbakan Erdoğan'ı zaptederek ülkeye faturalar ödetmemeli.
Bu yanlışlık çok sık kendini tekrarlıyor.
Mesela Danıştay saldırısı ile ilgili savcılık iddianamesi Tayyip Erdoğan'a, en azından halkın karşısına çıkıp bir açıklama yapması borcunu yüklüyordu.
Olay hakkında yanlış şeyler söylemesine sebep olanlar her kimlerse, onlara inanmak kendisine pahalıya mal olmuştur.
İşte iddianame, saldırının, türban dayatmasını teröre vardıran kökten dinci bir örgütlenmenin işi olduğu bulgusuna ulaşıyor.
Başbakan bu gerçeği asla kabul etmek istememiştir. Hatta yargıyı etkileyecek çıkışlar yapmaktan bile çekinmemiştir:
"Olay büyük ölçüde aydınlatıldı. Bu saldırı Türkiye'nin mutluluğunu sabote etmeye yönelik derin, kanlı bir komplodur... Kanlı komplonun arkasından bir ihanet çetesi çıktı!"
İhanet çetesi kimmiş?
Başbakan'ı bu çıkışı yapmaya cesaretlendiren sebep, tetikçi avukat Arslan'la ilişkisi olduğu öne sürülen emekli Yüzbaşı Tekin ve arkadaşlarının gözaltına alınmaları olmuştur.
Başbakan'ın sözleri, eylemin yan askeri bir yapılanmanın, Müslümanlara ve AKP iktidarına komplo tertiplediği iddiasına dayanıyordu.
İddianame, soruşturmanın Başbakan'ı doğrulatmadığını ortaya koyuyor. Kamuoyunu ve yargıyı yönlendirme çabaları başarısızlığa uğramış, fakat doğurduğu sorumluluk ve mahcubiyet duygusu ortada kalmıştır.
Halbuki iddianamenin açıklanmasından sonra türban kışkırtmalarının toplumsal maliyeti hakkında AKP liderliğinin ciddi bir özeleştiri yapması gerekir.
Danıştay saldırısının ardından "derin devlet" çıkmaması, olayın ihanet, eylemi yapanların "ihanet çetesi" olarak anılmasını önlememelidir. Başbakan halkın önüne çıkıp bunu söylemelidir.
Sorumluluğunu paylaştığı arkadaşlarına da, türban yasağı kaldırılırsa mahkeme basıp yargıç öldürecek kadar insanlıktan çıkabilen aşırıların, başını örtmek istemeyen kadınlar üstünde ne terör yaratabileceklerini sormalıdır.
Araplara özel muamele
Keşke ama Başbakan bu konuda çok ümit vermiyor. Din, iman meselelerinde son derece gözü kara gidiyor.
BM Güvenlik Konseyi'nin El Kaide terör örgütüne para desteği sağlamakla suçladığı Yasin El Kadı adlı Arap işadamına hayret uyandıran bir destek vermiştir.
Türkiye'ye girmesi yasaklanmış birine Başbakan "Ona, kendime inandığım gibi inanıyorum" der mi?
Tayyip Erdoğan dedi.
Belediye Başkanlığı döneminde onun "Babama bile kefil olmam" dediğini, halefi olan Ali Müfit Gürtuna kulaklarıyla duymuş.
Tayyip Bey'in dün babasından esirgediği kefaleti bugün TC. Başbakanı olarak El Kaide'ye yardım etmekle suçlanan birine vermeye hakkı olamaz ama ne gam...
Tayyip Erdoğan "Beni seçtiniz, getirdiniz; sonuna kadar katlanacaksınız" diyor!
Tedbirsiz kefil
Tayyip Erdoğan, başkalarına kefil olmaya bağlı riskleri göze almamayı öğrenmeli artık...
Haberin Devamı

