Tedbir ararken..

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne giden yolda kazaya uğramaması çok önemli. Çünkü faturası ağır olur

Haberin Devamı

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne giden yolda kazaya uğramaması çok önemli. Çünkü faturası ağır olur.

Mesut Yılmaz, AB'den dışlandığı takdirde Türkiye'nin önüne askeri yönetim ile İslâmi rejim alternatiflerinin ağırlık taşıdığı bir gelecek çıkacağını söylemişti. Fazla karamsar bulsak da yabana atamayız.

Türkiye'nin serbest piyasa modelini benimsemiş demokratik bir ülke kimliğini geliştirme inanç ve kararlılığı, hep bir gün AB üyesi olacağımız umudundan beslenmektedir.

Ülkenin gündeminde bugün, hortlayan PKK terörüne karşı "yeni tedbir lazım mı, lazımsa ne kadar" tartışması önemli yer tutuyor.

El Kaide saldırısı güvenlik uğruna İngiltere'ye bile neler yaptırıyor; bizde de PKK terörü, AB hatırına genişleyen hak ve özgürlüklerde bazı kısıtlamaları zorunlu kılacaktır.

Türkiye'nin bu tedbirleri AB yolunda emniyetle ilerlerken alması başka, bu motivasyonu kaybettiği bir dönemde kararlaştırması daha başkadır. Hiç kimsenin şüphesi olmamalı ki terörle mücadele alanındaki menfaatimiz AB üyeliğine inanmış bir toplumsal moralle oluşturulacak politikalardadır.

Çünkü AB reformlarının sağladığı demokratik iklim, umut ve güven, PKK'yı toplumsal tabandan neredeyse tamamiyle izole etmiştir. Bu olumlu sonucu yaratan adımlan tedbir adına geri almaya kalkışmak büyük hata olur.

AB ile 3 Ekim'de başlaması kararlaştırılan üyelik müzakerelerini "Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımazsanız olmaz" bahanesiyle şüpheli hale düşüren Fransa, Türkiye'ye karşı düşmanca diyebileceğimiz bir kötülük yapıyor.

Çünkü Türkiye'yi AB'de görmek istemeyen Fransa'nın artığı pası, şimdi içimizdeki AB karşıtları gole çevirmeye çalışacaklardır. Bunun yolu da AB'ye borçlu olduğumuz yeni hakları "İşte bizi almıyorlar" diye yaratacakları tahrik ortamında budamak olacaktır.

AB'nin kurumsal kimliği, umarız Fransa'nın sebep olduğu bu belirsizliğin vebalini zamanında görecek ve korktuğumuz ihtimalleri giderecektir. AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn'in dünkü açıklamalarını biz bu gözle okuduk.

Olli Rehn, Kıbrıs baskısına rağmen müzakerelerin 3 Ekim'de başlayacağına inandığını açıkladı.

Fransa'nın ikna edildiğine dair bir işaret yokken bunu nasıl söyleyebildi bilmiyoruz.

Ama bizim için o kadar önemli ki, kanıt bulamasak bile "amin" diyoruz.

Allah korudu ama...
Teröre karşı en etkili tedbir yasalardan önce toplumun sorumluluk bilincidir.

Eğer bu bilinç varsa güvenlik güçleri suçu önceden haber alacak, suçluları kimseye zarar vermeden yakalayacak, çevresine duyarlı vatandaşlar da şüphelerini polisle paylaşmak suretiyle bu çabalara katılacaktır.

Zeytinburnu'nda beş katlı bir apartmanda önceki gece patlama oldu, iki kişi öldü.

Emniyet Müdürü Cerrah ölenlerin bölücü teröristler olduğunu açıkladı, Vali Güler ise "Eylem hazırlığı yaptıkları kesindi" dedi.

En baskıcı yasal önlemler bile cani ruhlu insanların suç işlemesini önleyemez. Ama dikkatli komşular ve etkili bir istihbarat ağı olsa, bunların çoğu yakalanır.

Zeytinbumu'ndakiler, masum insanlar için kazdıkları kuyuya kendileri düştüler. Her zaman
böyle olmaz. Bu Tanrı'nın bir lütfü olmalıydı.
Çünkü her toplum kendi bilinci ve sorumluluğu ölçeğinde güvenliği hak ediyor.

DİĞER YENİ YAZILAR