Kırk gündür direnen Tekel işçilerinin sendika lideri Başbakan Erdoğan’ı çok kızdırdı.
Çünkü düşündükleri genel grev kararını hayata geçirdikleri takdirde bu eylemin hükümeti devirebileceğini iddia etti.
Başbakan ona, vaktiyle Mersin’de “ananı da al git” diye azarladığı çiftçiden daha fazla sinirlendi:
“Neymiş, hükümet devirirmiş... Sen avucunu yalarsın avucunu. Neyi deviriyorsun? Önce haddini bil!”
Hem ülkenin, hem kendisinin sağlığı açısından Başbakan’a acil olarak sükûnet öneriyoruz.
Onur ve ekmek için
Öncelikle bütün muhataplarını hasım gibi görme alışkanlığını terk etmelidir. Ve kış kıyamette eylem yapan insanların kelimenin tam anlamıyla onurları ve ekmekleri için direndiklerini unutmamalıdır.
Bu insanlar Tekel’in özelleştirilmesi sonucu, yaprak tütün işletme tesislerinin kapanmasından dolayı belirsizliğe sürüklenmişlerdir.
Sayıları 8500 dolayında olan bu işçileri hükümet, ücretleri üçte bir azalan, ülkenin neresine savrulacaklarını bilemedikleri ve kazanılmış hakları havaya giden bir kadere boyun eğmeye zorluyor.
Onlar hakları ve çocuklarının yarınları için direnirken Başbakan onların iktidara düşmanlık yaptıkları kuruntusuna kapılıyor.
Muhalefeti ve medyayı da bu insanları tahrik etmekle suçluyor. Verilen haberlerin abartıldığını iddia ederken “Biz de gözümüzle, kulağımızla izliyoruz” diyor.
Yenilmiş olmazsınız
Böyle olayları ancak kalbin ve vicdanın gözü görebilir. Başbakan da meseleye o gözle bakmalıdır.
Devlet için çalışırken özel sektöre göre düşük ücrete razı olanlar, teselliyi işin güvenceli olmasında bulurlar.
Bu insanlar köle değil; devlet çalıştırdığı insanlara karşı zımnen kabul ettiği iş güvencesini böyle durumlarda da sürdürmek zorundadır.
Başbakan, toplum vicdanını yaralayan bu mücadelede ağırlığını işçilerden yana koysun. Korkmasın, Tekel işçilerinin hakkı olan birkaç yüz lirada kimsenin gözü kalmaz.
Eğer iki gün içinde anlaşma olmaz ve direnenler ölüm orucuna başlarlarsa ve hele can kaybı doğarsa... İşte asıl bundan korkmalıdır!
Öte yandan sendika da ölüm orucu eylemini asla desteklememelidir. Çünkü bu kavga, ölmeyi değil yaşayarak zorluklarla baş etmeyi talep ediyor.
Başbakan Tekel işçilerinin haklarını verdikleri takdirde kendini yenilgiye uğramış hissetmemeli. “Birkaç bin kişi bana diz çöktürmeye çalışıyor” diye onlara kinlenmemeli.
Sonuçta hiçbiri devlet bankasından gazete, TV veya gemi satın almak için kredi istemiyor. Kavgası bir tencere çorba içindir.
Baş eğmemeyi en büyük erdem saydığını her fırsatta tekrarlayan Tayyip Erdoğan bu ihtilâfa sevgi, merhamet ve adalet duygusu ile yaklaşmaya çalışmalıdır.
Ne kadar kızarsa kızsın, Tekel işçilerini hiç olmadı “yaradandan ötürü” sevmelidir!
Tayyip bey kinlenmeyin!
Haberin Devamı

