güngör mengi
Meclis Başkanı seçiminde sağlanan uzlaşmanın Çankaya için de tekrarlanacağına fazla ümit bağlamamak lâzım.
Karmaşık gelişmeler Başbakan Erdoğan’ın medya ile muhalefeti ikinci kez çelik çomak oynamaya yönlendirdiğini gösteriyor.
Köksal Toptan’ı Meclis Başkanı yapan büyük uzlaşma, aynı gün Başbakan Erdoğan’ın danışmanı Yalçın Akdoğan’ın Yeni Şafak gazetesindeki köşesinde yazdıkları ile birleşince herkes AKP’nin stratejik tercihini istikrardan yana kullandığını düşündü.
Bundan emin olmamak lâzımmış!
Başbakan’ı seslendirdiği düşünülen Akdoğan iki önemli şey söyledi o yazısında:
1. AKP’nin aldığı oyların tamamını cumhurbaşkanlığı sürecindeki olaylara bir tepki olarak görmek haksızlık olur. Bu kadar hizmet yapmasa, kimse cumhurbaşkanlığı sürecinde yaşananlara bakarak AKP’ye oy vermezdi.
2. Seçimin ana mesajı istikrardır. İstikrarı bozacak, hükümetin 5 yılını krizlerle sıkıntıya sokacak bir siyasal atmosfer, seçimde verilen oyların ruhuna ters olur!
Bu iki tespitle şu iki mesaj verilmiştir: Parti Gül’e borçlu değildir... Ve Gül konusunda ısrar istikrarsızlık davetiyesi olacaktır!
Fakat Köksal Toptan’ın seçilmesini izleyen troyka (Erdoğan, Gül, Arınç) toplantısından sonraki gelişmeler ve Başbakan’ın dün Gül dışında ikinci bir aday daha çıkabileceği iması taşıyan sözleri, o ana kadar kurgulanan tüm senaryoları yeniden sıfırlamıştır.
Bugün, yeni şartlar altında yapılabilecek tahmin, Abdullah Gül’e Çankaya yolunun açılacağıdır. Başbakan “Eşi türban takmayan Toptan’ı Meclis Başkanı yaptık ama elimizden geldiği kadar çalışsak da Gül’ü önleyemedik” diyecektir.
Bu savunmanın alt yapısını inşa ediyor devamlı.
Tayyip Erdoğan tavşana kaç, tazıya tut politikası uyguluyor.
Tavşan da bol, tazı da... Önümüzde on gün var. Daha çok oynayacaktır.
Dileriz istikrarla oynadığının farkındadır!
Mahlûkat kimdir?
Müftülüğün yağmur duası için yaptığı çağrıdaki şu ifade dikkatinizi çekmiştir:
“Çoluk çocuk herkes, tüm mahlûkat duaya katılsın!”
Allah’ın verdiği aklı kullananlara “mahlûkat” denilemez. Onlar Allah’ın ayrı tuttuğu, seçkin yaratıklarıdır. Onlara insan denir.
Önceki gece TV’de Ankara Belediye Başkanı Gökçek’i izlerken kendimi hakarete uğramış hissettim. Geçitler ve köprülerle Ankara’yı cilâlasa da Melih Gökçek, kendisini üst üste Belediye Başkanı yapan seçmenlerinin cezasıdır!
Halkına “Üç gün banyo yapıyorsanız iki gün yapın, bir gün başınızı yıkayın” diyebilmiştir. Utanmamıştır.
Din sömürüsü yapan bir partinin belediye başkanıdır. “Temizlik imandan gelir” sözünü duymamış olamaz.
Onun temizlik için yeterli saydığı haftada üç banyo, bu yaz sıcağında ancak sürü halinde yaşayıp birbirlerinin kokusundan rahatsız olmayan mahlûkat için geçerli olabilir.
Başkan koltuğunu işgal etmesi, tipik bir sınır ihlâlidir!

