Taşı kaldıralım

Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın kaymakamlıklara gönderdiği fişleme talimatı ne oldu?

Haberin Devamı

Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın kaymakamlıklara gönderdiği fişleme talimatı ne oldu?

Hiçbir hukuk devletinde kabul edilemeyecek bu fişleme teşebbüsünün "hükümsüz" olduğunu ve yetkilerini aşanların cezalandırdıklarını duymaya toplumun ihtiyacı vardır.

Çünkü devletin, vatandaşlarından şüphelenmeye, onları izleyip fişlemeye hakkı yoktur. Tersi, ülkeyi hukuk devletine değil korku devletine götürür.

Pazar günü Başbakan Erdoğan Kanal D'nin "Teke Tek" programında "Silâhlı Kuvvetlerimizin kesinlikle böyle bir görevi yok. Ayrıca fişlemek suç" dedi.

Başbakan'a göre fişleme talimatından kuvvet komutanı ile ordu komutanının haberleri olmamıştır ama "bu, işi tamamiyle temize çıkarmıyor.." Yani sorumluları ortaya çıkarmak için gerekli adım atılmalıdır. Erdoğan "İnanıyorum ki gerekli adımlar atılacaktır" dedi.

Başbakan'dan 4 saat sonra Genelkurmay Başkanı da görüşlerini açıkladı, çalışmanın lokal olduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini söyledi. Fakat Orgeneral Özkök, bu soruşturmadan fazla bir şey beklenmemesi gerektiğini de ima eden ifadeler kullandı:

"Kabahatli aramıyoruz. Bir kabahat varsa bu kabahat benimdir. Bu ordunun komutanı benim.."

Yani henüz hiçbir şey çözülmemiştir.

Tek umut, MGK'nın ilk toplantısında meseleyi masaya yatırması ve sonuçta bu fişleme talimatının hiç gönderilmemiş hükmünde olduğunu kamuoyuna ilân etmesidir.

Tabii bu da yetmez. Bir yetki aşımı söz konusu ise, aynı açıklama, sorumlular için yasaların öngördüğü işlemlerin yapılacağı taahhüdünü içermelidir.

Bunun aksi, bazı kurumların yasalardan bağımsız olduklarının itirafı yerine geçer ki o da AB'ye yönelik ilerleme çabalarında Türkiye'nin kendi ayağına ateş etmesi anlamına gelir.

Ordunun sivil otoritenin emrinde olmadığını düşündürecek bir görüntü AB maceramızın sonu olur çünkü!

Bakan ne yapıyor?
Dünya Tüketiciler Günü nedeniyle düzenlenen bir toplantıda Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, çıplak bir kadın fotoğrafının yer aldığı ilânı göstererek şikâyette bulundu.

Amacı, emri altındaki Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü'ne ceza uygulaması çağrısı içeren açık bir ihbar yapmak mıydı, yoksa kadın cinselliğinin istismarına karşı kadın hakları koruyucularını tahrik miydi?

Büyük ihtimalle ikisi birden..

Bakan Coşkun'un görevi, ülkedeki sanayi ve ticareti krizden çıkarıp üretimi ve tüketimi artıracak iklime katkıda bulunmaktır.

Reklâm, üretici ile tüketicinin haberleşmesini sağlayan bir araçtır ve bu özgürlüğe müdahale etmek, tekere çomak sokmaktır. Çünkü aykırılıklar varsa bunları denetleyecek kamu otoritesi vardır. Ölçüyü kaçıranları terbiye edecek tüketici bilinci de vardır.

Gösterdiği reklâm çok önceden yayınlandı ve Bakan eleştiri oklarını göndermek için bir seçim dönemini bekledi.

Bu da kadının istismarı değil mi?

DİĞER YENİ YAZILAR