Ankara iki önemli konuğa ve tarihin akışını değiştirebilecek bir buluşmaya ev sahipliği yapıyor.
Türk hükümeti, Orta Doğu barışı için 26 Kasım’da ABD’nin öncülüğünde gerçekleştirilecek olan Annapolis toplantısından önce İsrail Cumhurbaşkanı Peres ile Filistin Devlet Başkanı Abbas’ı bir araya getirdi.
New York Times yazarı Kinzer altı yıl önce şu öngörüde bulunmuştu:
“Türkiye refah içinde yaşayan Müslüman demokrasiye örnek olarak ortaya çıkabilirse, İslâmî hissiyatın radikallikten uzaklaşmasını sağlayan bir mıknatıs görevi yapabilir. Müslüman dünyası üzerinde devasa bir etkisi olabilir ve bunu yaparak bütün dünyayı değiştirebilir.”
Nasıl yoksul insanlar sonsuza kadar sabır görtermiyorsa haksızlığa uğrayan insanlar da ya etnik ya inanç formaları altında isyan ediyorlar. Müslümanların çok yerde terörizme kadar dayanan isyanını Filistin’deki haksızlıklar besliyor.
Hedef belli: İsrail’in ve Filistin devletinin güvenliğini garanti altına alacak adil bir barış. Şiddet ve anlayışsızlıkla beslenen öfkeyi ancak bu dindirebilir.
Medeniyetler çatışması kazanını kaynatan cehennem ateşinin sürekli yandığı coğrafyada, çatışmanın iki tarafı ile de konuşabilen tek Müslüman ülke Türkiye’dir.
Demokrasi ve insan hakları idealine en yakın Müslüman ülke olma kimliği ile beşeri vicdanı temsil etme yeteneği, bizi adil ve güvenilir kılıyor.
İsrail ve Filistin’in başındaki liderler ile Türkiye’nin bölgesinde üstlenmeye talip olduğu rol, özlenen barışa ilerleme yolunda üst üste gelmiş avantajlardır.
Bir siyaset filozofu olan Peres bu gerçeği görüp vurguladı dün.
Türkiye’nin Annapolis toplantısına katılmasının toplantıya ruh katacağını söyledi.
İhtiyaç bulunan güven ilişkisine Türkiye’nin katkı sağlayacağını belirtti.
Annapolis toplantısını düzenleyen irade bu fırsatı heba etmeyecektir umarız.
Hangi işin gereği acaba?
İktidar, Atatürk’ün ölüm yıldönümünde Suudi Kralı’na gösterilen itibarın, hele hele o “tuhaf fotoğraf”ın halkta yarattığı incinme duygusunu ve öfkeyi farketti galiba..
Dileriz hiç unutmazlar ve tekrarlamazlar.
Köşk dün protokolde “karşılıklılık, geleneksel ilişkiler ve işin gereği” gibi unsurların belirleyici olduğunu anlatan bir açıklama yayınladı.
Tabii bu gafı örtme çabasıydı ve pek inandırıcı olamadı.
Çünkü Riyad’ta Kral Türkiye Cumhurbaşkanı’nı kaldığı otelde rejimin ikinci adamı ile ziyaret edip böyle poz vermiyor.
Şimdiye kadar hiç öyle bir şey olmadı, olamaz. Yani karşılıklılık unsuru mafiş!
Daha önceki cumhurbaşkanlarımızın Kral’ı kaldığı otelde ziyaretiyle ilgili bir gelenek de yok.
O zaman geriye ne kalıyor?
“İşin gereği” kalıyor.
Allah hayırlı işler versin de, bu ne iştir; şimdi herkes onu merak edecek!

