Tarihi dava

Haberin Devamı

Mahkeme savcılık iddianamesini kabul etti ve bir yıldır beklenen Ergenekon davası resmen açıldı.

Bu bir tarihi davadır ve ne şekilde biterse bitsin Türkiye’nin bundan sonraki yaşamını değiştirecek önemde sonuçlar doğuracaktır.

Sanıklara yöneltilen yığınla suçlama arasında biri var ki, Türkiye’nin sahne olduğu tüm askeri müdahaleler sonrasında düşünme yeteneğine sahip herkesin zihnini meşgul etmiş ama toplumda hiçbir zaman tüm boyutları ile tartışılıp cevabı aranamamıştır.

O, “cebir ve şiddet kullanarak hükümetin görev yapmasını engellemeye teşebbüs etmek” suçlamasıdır.

Ergenekon örgütünün, hükümeti acze düşürerek nereye varmaya çalıştığı öngörülüyor?

Şuraya: Hükümet darbesi yapmaya askerleri mecbur edecek bir ortam yaratmaya!..

Aslında bu, tüm askeri müdahaleleri izleyen sitem etme dönemlerinin şüphesidir. Devrilen siyasetçiler hep şunu dediler:

Susurluk dersi...

“Hükümet, devletin imkânlarını kullanarak güvenliği tehdit edici boyuta varan istikrarsızlığı halledebilirdi. Ama buna izin verilmedi. Hatta devletin içindeki görünmeyen eller, karanlık ve kanlı komplolarla müdahaleyi çabuklaştırmışlardır.”

Faili meçhul cinayetler ve darbeler sonrası asayişin kısa zamanda sağlanması, derin devletin varlığına yönelen şüphelerin yaygınlaşmasına yardımcı olmuştur.

Susurluk yargılaması, cesaret kırıcı bir tecrübedir. Ergenekon soruşturmasındaki süreçte de fazla iyimser olmayı önleyen sebepler mevcuttur ama Susurluk’taki başarısız tecrübeden mahkeme mutlaka yararlanacaktır.

Mesela hızlı yargılama için alınmış tedbir, mahkemenin sadece bu davaya bakarak hâkimlerinin uzmanlaşması, çıkacak kararın adaletine güveni artıracaktır.

Dünkü Milliyet’te, evinde bulunan belgelerle ve anlatımları ile Ergenekon soruşturmasının omurgasını oluşturduğu söylenen Tuncay Güney hakkında tüyler ürpertici bir değerlendirme çıktı.

Mesut Yılmaz ile Abdullah Çatlı’yı montaj yoluyla aynı fotoğrafta bir araya getirip bir DYP’li milletvekiline satmak da dahil, olmadık sahtekârlıklardan hapse bile giren, “gay” olduğu gerekçesiyle askerlikten uzaklaştırılan, bu marifetlerine rağmen ABD’den on yıllık vize alabilen ve gider gitmez New York’taki bir düşünce kuruluşunda iş bulan, şimdi “haham yardımcısı” olarak Toronto’dan “hizmetlerine devam” eden Tuncay Güney, geçen gün 32. Gün’e çıktı ve Ergenekon’un 1 numarası kimdir ismini söyleyemeyeceğini anlattı.

Belli ki bu maşayı kullanan irade Türk halkının vehimlerini daha uzun süre sömürmekten vazgeçmeye niyetli değildir.

Çöp torbası gibi...

Davanın açılması artık her şeyden önce kamuoyunu zehirleyen yalanların etkileyici olmasını önleyecektir. Danıştay ve Cumhuriyet Gazetesi saldırıları yanında geçmişin bütün pislikleri de Ergenekon torbasının içine dolduruldu. Mahkemenin önüne bütün bu olayların gelmesi hayırlı olacaktır. Çünkü mahkeme delil ister. Kanıtlanamayan iddiaların düşmesi, şeytan taşlayıcıların alanlarını daraltacaktır.

Hiçbir gerçek vehimlerle ruh hastası haline getirilen bir toplumun kâbuslarından daha korkunç ve tehlikeli olamaz.

O nedenle dava her yönüyle arınma sebebi yaratacaktır. Devlet içinde bir çeteleşme varsa onu tasfiye edecek ve gelecekte benzer oluşumlar için caydırıcı olacak, yok eğer bu hengâmeyi kuruntu ve abartı yarattıysa o da ortaya çıkacaktır.

Şimdi yapılacak şey, bu tarihi davanın adaletle sonuçlanmasını beklemek ve yargıya güvenmektir.







.

DİĞER YENİ YAZILAR