Tarif değil kafa değişsin

Başbakan “Cumhuriyet değerlerimizi ayrıştırıcı değil birleştirici bir mutabakat zemini haline getirmeliyiz” diyor

Haberin Devamı

Başbakan “Cumhuriyet değerlerimizi ayrıştırıcı değil birleştirici bir mutabakat zemini haline getirmeliyiz” diyor.

Keşke; kim istemez?

Yeter ki onlara yeni tarifler uydurmaya kalkmayın!

Dikkat edileceği gibi cumhuriyetin öteki nitelikleri üstünde ciddi bir sorun bulunmuyor.

Sorun “laik”likte çıkıyor.

Laikliği anayasa tarif etmiş. O tarifi ulusal ve uluslararası yargı kararları sağlamlaştırmış. Ama Başbakan “laikliği yeniden tarif edelim” diyebiliyor.

İmkân verilse bu yetkiyi nasıl kullanacağı bellidir.

Eğitimi imam hatip merkezli yapılandırmak isteyen;

Mahkemeye ulema danışmanlığı tavsiye eden;

Harem-selâmlık uygulamalarını eleştirenleri tersleyip eşiyle birlikte türban propagandası yapan;

Bürokrasideki atama usullerini İslâmi yaşam biçimini benimsemiş kişileri tercih eden anlayışa endeksleyen;

Ele geçiremediği yargı ve YÖK gibi kurumlarla sürekli kavga eden bir zihniyet, şükür ki böyle bir yetki kullanamıyor.

Başbakan eğer cenazedeki “Türkiye laiktir, laik kalacak” sloganını muhalefet attırdı diye düşünürse çok yanılır.

Kongrede şunu dedi:

“Türkiye laik, sosyal, demokratik, hukuk devletidir. Biri eksik kalırsa devlet olmada eksiklik olur.”

Evet, çok doğru. Mesele tamamen budur!

İnsanın neresi ağrıyorsa canı oradadır. Rejimin de öyle...

Cumhuriyetin laiklik ayağında sorun var. Halk hem tehlikeyi ihbar ediyor, hem karşı koyma kararlılığını açığa vuruyor.

Tayyip Erdoğan kızacak yerde bu güvensizliğe çare bulmalıdır.

Çare laikliğin tarifini değiştirmek değil, AKP’nin zihniyetini değiştirmek ve belki dayandığı seçmen tabanını çeşitlendirmektir.

Dün Star TV’deki “Her Açıdan” adlı programa katılan siyasetçi ve gazetecilerin birleştikleri en önemli tespit şuydu:

AKP kitle partisi olamadı!

Doğrudur, bu kafayla olamaz. Ama olmak zorunda!

*****

Vergi adaletine destek
Maliye, emlâk sektöründeki vergi kaçağını belirlemeye dönük çalışma başlatmış.

Çarkı herkes biliyor.

Emlâki üreten de, satın alan da düşük değerler beyan ederek vergi kaçırıyor, beraber çıkar sağlıyor.

Başlatılan denetimler, eleğe dönen vergi düzenimizde ne kadarlık bir iyileşmeye katkıda bulunur; bunu bilemeyiz ama ortadaki adaletsizlik, harcanan her çabayı değerli kılıyor.

Devletin vergi gelirlerini artırmaya ihtiyacı var. Halkın çektiği ekonomik zorluklar ise vergilerin alındığı adreslerin değişmesi mecburiyetini dayatıyor.

Vergi yükü en çok artan OECD ülkesi biziz. Ayrıca vergi gelirlerinin üçte ikisi dolaylı vergilerden toplanıyor. Bu durum zenginliği küçük bir azınlıkta toplarken fakirliği yaygınlaştırıyor.

Vergi hasılatı içinde dolaylı vergilerin oranını azaltacak her çaba bizce değerlidir. Yeter ki yaz yağmuru gibi geçici olmasın..

DİĞER YENİ YAZILAR