Siyaset liderleri birbirlerinin yüzüne bakamaz hâle düşürmemeli.
Maalesef bu yanlış bizde, kendini çok sık tekrarlıyor..
Öylesine ki, aynı ortamlarda bir araya gelmek mecburiyetinde kalan liderler el sıkışmak şöyle dursun göz göze gelmekten bile sakınıyorlar.
Komik oluyor görüntüleri.
O karşılaşma küslüğü kaldırmayınca hınç duygusu tatmin bulmuyor.
İlişkiler sertleşmek için yeni bahaneler buluyor.
Salı günkü meclis grubunda Başbakan CHP’yi “Bütün yolsuzlukların mimarı” olmakla suçladı.
“Biz yol yaparız onlar yolsuzluk yapar” dedi.
Hemen ardından CHP lideri Kılıçdaroğlu grup konuşmasına başladı. O da yolsuzluk konusunda Erdoğan’ın eline su dökecek ikinci bir ismin bulunamayacağını söyledi.
Mecazi olarak yürütmenin anlamını kaydırmak suretiyle alaycı bir eleştiri üretti.
Ama belli ki tatmin olamamış; dün parti sözcüsü Halûk Koç medyanın önüne çıktı ve aynı yere birkaç yumruk daha attı.
Elindekileri sallayarak “Bu klasörün içi AKP’nin yolsuzlukları ile dolu” dedi, Deniz Feneri’ne şöyle bir dokundu geçti.
Fakat iyi bir hazırlıktan yoksun olduğu için düşünülen mesaj verilemedi.
Muhalefet toptancı eleştirilerle etkili bir yolsuzluk mücadelesi yürüteceğini düşünmemelidir.
Parti sözcüsü, içi yolsuzluk dosyaları ile dolu dediği klasörü havada sallayacak yerde, dosyaları teker teker gündeme getirse daha etkileyici ve icraatçı olurdu.
Kanıtsız, iyi formüle edilmemiş iddialar temiz siyasetin zaman ve fırsat kaybıdır.
Toptancı suçlamalar da karambol..
Eleştiriye ceza!
Eleştiri kaldıramayan tiplerin sık işittikleri bir deyiş vardır:
“Fırıncıya söyle ekmek de vermesin!”
Sanatçılar, bu itirazı ağızlarından işiteceğimiz son meslek grubu olmalıydı.
Kültür Bakanlığı, özel tiyatrolara parasal yardımda bulunuyor. Her yıl bu yardımı paylaştıran toplantılar yapılır.
Cumhuriyet, yeni yılın planlandığı toplantıda muhalif görüşe sahip özel tiyatrolara ceza kesilmesinin önerildiğini haber verdi dün.
Toplantıya katılan bazı bakanlık temsilcilerinin Genco Erkal, Ferhan Şensoy ve Levent Kırca’nın da aralarında bulunduğu tiyatroları destekten yoksun bırakmaya kurulu ikna için çalışmışlar.
Gezi günleri sırasında iktidarı eleştirmenin bedeli bu oluyor demek ki.
Eleştirisiz bir sanat, eleştirisiz bir hayat demektir.
Kötü bir eylem için Gezi’yi bahane etmenin ayıbı günahı kadar büyüktür!
Tane tane muhalefet
Haberin Devamı

